Düzelmeyen ses kısıklığı ve boyunda şişliğe dikkat!

SİGARA, alkol ve HPV virüsünün risk faktörü olarak tetiklediği baş-boyun kanserleri; Avrupa’da bu yıl birincisi düzenlenen ‘23-27 Eylül Baş-Boyun Kanserleri Bilinçlendirme Haftası’ kapsamında Türkiye’de de gündeme taşınıyor. Uzmanlar, sigara ve alkole bağlı baş-boyun kanserlerinde azalma görülürken, HPV’ye bağlı ağız ve boğaz kanserlerinde artış olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye’de son dönemlerde Sağlık Bakanlığı’nın sigaraya yönelik uygulamaları ile baş-boyun kanserlerinde azalma olduğunu söyleyen Hacettepe Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şefik Hoşal, “Baş-boyun kanserlerinde hedefe yönelik ilaçlar yaşam kalitesini artırıp yaşam süresini uzatmada önemli rol oynuyor” diyor.

TÜRKİYE’DE GIRTLAK KANSERİ BAŞI ÇEKİYOR

Kansere bağlı ölüm nedenleri arasında altıncı sırada yer alan baş-boyun kanserleri, erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 2-4 kat daha fazla görülüyor. Bu kanser türüne dünyada yılda ortalama 550 bin kişi yakalanıyor ve bunun yaklaşık 300 bini ölümle sonuçlanıyor. Türkiye’de baş-boyun kanseri sıklığının tam olarak bilinmediğini söyleyen Prof. Dr. Hoşal, hastalığın görülme sıklığına bakıldığında her yıl 4 bin 600 civarında yeni hastaya baş-boyun kanserleri tanısı konulduğuna dikkat çekiyor ve “Türkiye’de baş-boyun kanserleri arasında en sık gırtlak kanseri görülüyor. Bunu ağız boşluğu ve geniz kanserleri izliyor” diyor.

3 HAFTAYI AŞAN ŞİKÂYETTE DOKTORA!

Baş-boyun kanserlerinde çoğu zaman erken tanı mümkün oluyor. Belirti olarak kabul edilen şikâyetlerden herhangi birinin 3 haftadan daha fazla devam etmesi halinde ilgili doktora başvurmak gerekiyor. Hastalığa tanı koymak için tam bir kulak-burun-boğaz ve boyun muayenesi yapılmalı. Normal muayeneye ek olarak endoskopik incelemeler de yapılıyor. Takiben gerekli durumlarda ultrasonografi (US), manyetik rezonans (MR), bilgisayarlı tomografi (BT) ve/veya PET/BT gibi radyolojik görüntülemelerden yardım alınıyor. Tanı, ince iğne aspirasyon sitolojisi ve biyopsi ile patolojik inceleme yapılarak konuyor.

HASTALIĞI KİMLER TEDAVİ EDİYOR?

Baş-boyun kanserleri kulak-burun-boğaz (KBB) uzmanlarının ilgi alanı olarak biliniyor. Herhangi bir kanser hastalığının tedavisi için öncelikle biyopsi ile teşhis konulması gerekiyor. Bu hastaların gelişen belirtilerle ilk başvurduğu branş KBB olduğu için tanı genelde bu hekimler tarafından konuluyor. Baş-boyun kanserlerinin cerrahi tedavisi de KBB uzmanları tarafından yapılıyor. Ancak tedavinin sadece cerrahi olmadığının bilinmesi gerekiyor. Baş-boyun kanserlerinin tedavisinde multidisipliner yaklaşım önem taşıyor. Bu ekibin içinde KBB, radyasyon onkolojisi, medikal onkoloji, radyoloji, plastik rekonstrüktif cerrahi, patoloji, yutma ve konuşma terapisi gibi değişik uzmanlık alanlarının birlikte çalışması gerekiyor.

Hangi organları kapsıyor?
BAŞ ve boyun bölgesindeki dokulardan ve organlardan gelişen kanserler olarak tanımlanan baş-boyun kanserleri şu organları kapsıyor:
-Yüz cildi
-Ağız boşluğu (Dil, dudak, damak, diş eti, yanak kanserleri)
-Boğaz (Farinks)
-Geniz (Nazofarinks)
-Burun ve paranazal sinüsler
-Gırtlak (Larinks)
-Yutak
-Tükürük bezleri
-Tiroit kanserleri

Başlıca belirtiler
-Ağız içinde düzelmeyen yara (örneğin dil yarası) varsa bu dil kanserinin belirtisi olabiliyor.
-Düzelmeyen ses kısıklığı.
-Boğaz ağrısı.
-Yutma güçlüğü. -
Burunda kanlı akıntı ve tıkanıklık.
-Boyunda şişlik.

En çok faranjit ve ağız içindeki aftlarla karışıyor

BAŞ-BOYUN kanserlerinin karıştırıldığı hastalıkları, hastalığın yerleştiği bölgeye göre değerlendirmek gerekiyor. Sık karşılaşılan iyi huylu birçok hastalık aynı şikâyetlere neden olabiliyor. Kronik faranjitin bunlardan biri olduğu belirtiliyor. Bunun nedeninin, faranjitin; boğaz, yutak ve gırtlağın üst kısım tümörleriyle benzer şikâyetlere yol açması olduğuna dikkat çekiliyor. Ses tellerindeki nodül, polip veya larenjit (gırtlak enfeksiyonu) gibi hastalıklar da aynı şekilde ses kısıklığına yol açabiliyor. Boyundaki kitleler çoğunlukla lenfoma ile karışıyor. Ağız içindeki yaralar ise bazen hastalar tarafından ‘aft’ olarak algılanıyor.

SİGARA ve alkol mü dediniz?
KULAK önünde ve çene altında yerleşen tükürük bezi tümörleri bu sorunda büyük önem taşıyor. Tükürük bezleri tümörlerinin büyük çoğunluğu iyi huylu olup ameliyat ile usulüne uygun şekilde tedavi edilmeleri gerekiyor. Bu iyi huylu tümörler vücutta kaldığı sürece büyüyüp kötü huylu kansere dönüşme riski taşıyor. Bu noktada baş-boyun kanserlerine davetiye çıkaran risk faktörlerinin göz önünde tutulması gerekiyor ve sigara çok önemli bir faktör olarak dikkat çekiyor. Tütün ürünlerinin yanında yoğun alkol tüketimi de baş-boyun kanseri gelişme olasılığını artırıyor. Son yıllarda özellikle Batı toplumlarında, ‘HPV’ olarak adlandırılan ‘human papilloma virüsü’ ile ilişkili ağız ve boğaz kanserlerinde de artış gözlendiği belirtiliyor.

Erken evrede başarı yüzde 90’lara çıkıyor
BAŞ-BOYUN kanserlerinde cerrahinin temel tedavi yaklaşımı olduğu belirtiliyor. Tedavi seçeneği kanserin geliştiği baş-boyun bölgesine göre değişiklik gösteriyor. Cerrahi erken evre kanserlerde etkili bir yöntem olmasına rağmen, ileri evre hastalıklarda tek başına yeterli olamadığından radyoterapi ve kemoterapi ile beraber uygulanıyor. Ancak cerrahi etkili bir tedavi sağlasa da bazı durumlarda organ ve fonksiyon kaybına neden olabiliyor. Bu organ ve fonksiyon kaybı yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Bu gibi durumlarda hastalığın evresine ve geliştiği bölgeye göre radyoterapinin bir tedavi yöntemi olarak tercih edilmesi gerekiyor. Cerrahi tedavide başarı oranları hastalığın evresine ve yerleştiği bölgeye göre değişiklik gösteriyor. Baş-boyun kanserlerinde erken evrelerde başarı yüzde 80-90 civarında iken ileri evrelerde bu oran yüzde 40-50’lere düşüyor. Erken evrede başarı yüzde 90’lara çıkıyor

Yorumlar