Hepatit B

Hepatit B, hepatit B virüsünün (HBV) neden olduğu, tedavisi bulunmayan ciddi bir karaciğer hastalığıdır. Belirti olmadan ya da iştahsızlık ve bulantı gibi hafıf belirtilerle geçirilebilir ya da enfeksiyonun yaşam boyu devam etmesi, karaciğer sirozu, karaciğer kanseri, karaciğer yetersizliği ve ölüm gibi ciddi bir hastalık tablosuyla seyredebilir. HBV ye karşı en iyi korunma, öncelikle virüsün bulaşmasını engellemektir. HBV, enfekte kişinin kanı ya da vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla ya da enfekte anneden yenidoğana bulaşır. Hepatit B aşısı, tıbbi, bilimsel ve toplum sağlığı ile ilgili kurumlar tarafından, hastalık ve ölümün önlenmesi için güvenli ve etkili bir yöntem olarak önerilmektedir. Hepatit B aşılarının içinde bulunan, timerosaldeki (aşıdaki koruyucu madde) küçük miktardaki cıvanın aşı uygulanan yenidoğanlar için oluşturabileceği risk konusunad çeşitli tartışmalar olmuştur, ancak günümüzde timerosal içermeyen yeni aşılar piyasaya sunulmuştur. Birçok bilimsel çalışma bu aşının çok güvenli olduğunu ve multipl skleroz gibi başka kronik hastalıklarla ilişkisinin bulunmadığını göstermiştir. ABD deki birçok sağlık örgütü, bu aşının çocuklara rutin olarak uygulanmasını önermektedir.

Sizde ya da eşinizde HBV enfeksiyonu varsa, cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanın.
Cinsel ilişkide bulunduğunuz kişide hepatit B varsa, test yaptırınız, henüz enfekte olmamışsanız aşılanınız.
HBV enfeksiyonu olan bir kişiyle birlikte yaşıyorsanız, , test yaptırınız, henüz enfekte olmamışsanız aşılanınız.
Gebeyseniz, HBV enfeksiyonu için tarama yaptırmalısınız; enfeksiyon varsa ya da durumunuz kesin bilinmiyorsa, çocuğunuza doğumu izleyen birkaç saat içinde hepatit B aşısı yapılmalıdır.
HBV ile enfekte kişilerin kan ya da diğer vücut sıvılarıyla temas etmeyin.
----------------------------------------------------------------------
HEPATİT B
Karaciğer; besin senaaai, sindirim, zehirli maddeleri yok etme, enerji üretimi, kan şekerinin ayarlanması gibi daha bir çok önemli görevi olan bir organdır. Çeşitli hastalıklar ya da virüs, bakteri gibi mikro-organizmalar karaciğerde hasara yol açarak, karaciğerin görevini yerine getirmesine engel olur. Bu zararlı canlılardan biri de hepatit B virüsüdür. Hepatit B virüsü karaciğere yerleşir. Burada karaciğer hücrelerini tahrip eder ve iltihap oluşmasına neden olur. Sonuçta karaciğerde bazen geçen, bazen de kalıcı (kronik) olan enfeksiyona yol açar. Bu hastalığa hepatit B hastalığı denir. Hepatit B ya belirti vermeden 1-2 ayda iyileşir ya da kronikleşerek çeşitli hastalıklara yol açar. Bu hastalıklar siroz, sarılık ya da karaciğer kanseridir. 6 aydan fazla süren durumlarda hastalık kronikleşmiştir. Hepatit B hastalarında çocuklarda yüzde 75 civarında kronikleşen bu hastalığın, yeni doğanlarda yüzde 90 kadarı kronikleşir. Yetişkinlerde ise bu miktar yüzde 10'dur. Dünyada 2 milyar kişi bu hastalıkla temas etmiş ve şu an 350 milyon kişi taşıyıcı durumundadır. Ülkemizde yüz kişiden 33'ü bu hastalıkla tanışmıştır.

HEPATİT B BELİRTİLERİ
Hastalığın bir çok belirtisi sadece hepatit B'ye ait bulgular değildir. Halsizlik, baş ağrısı, deride kızarıklık, ateş, kaslarda ağrı, bulantı ve kusma, ishal, kabızlık gibi belirtileri vardır. Bunlar bir çok hastalıkta görülebilir. Fakat karaciğerin olduğu yerde ağrı, yapılan kan testlerinde karaciğerdeki enzim miktarlarının artması, sarılık bu hastalığın belirtilerindendir.

HEPATİT B NASIL BULAŞIR?
Hepatit B çok bulaşıcı bir hastalıktır. Genelde bulaşma yolları:
Kan yoluyla,
Doğumda anneden bebeğe geçmesiyle,
Güvenli olmayan enjeksiyonlarla,
Cinsel ilişki sırasında.
Bunlardan başka iyi temizlenmemiş yemek kapları, berberde kullanılan traş bıçaklarının yeterince steril olmaması, dövme yaptırırken, temiz olmayan şırıngalarla, vücuttaki bir kanama sonucu bulaşmayla, tükürükle, diş fırçasıyla, ve sünnet sırasında yeterince temiz olmayan aletlerle bulaşabilir. Hepatit B'li biriyle özellikle kronik hepatit B'li hastayla aynı evde yaşamak bir risk faktörüdür. Özellikle ilişki sırasında ağız ve makat bölgesinden virüs yayılır. Hastalık kuluçka süresinde de bulaşabilir. Fakat şu bilinmelidir ki öpüşmeyle bu hastalık bulaşmaz.

HEPATİT B DE RİSK ALTINDA OLANLAR KİMLER?
Eşi hepatit B'li olanlar ya da evinde bu hastalığı taşıyan biriyle yaşayanlar,
Damardan ilaç kullananlar,
Birden fazla eşle korunmasız cinsel ilişki yaşayanlar,
Homoaaaaüel insanlar,
Temiz olmayan eşyaları ortak kullananlar (traş bıçağı, çatal, kaşık, vb.),
Hepatit B'li biri tarafından ısırılanlar,
Mesleği gereği kan ve kan ürünleriyle uğraşan sağlık personelleri,
Diyaliz hastası olanlar,
Annesi hepatit B taşıyan yeni doğmuş bebekler,
Hemofili hastaları.
HEPATİT B AŞISI
Hepatit B geçirmemiş, bu virüsü taşımayan ve herhangi bir bağışıklık oluşmamış kişilere, özellikle yukarıda belirtilen risk faktörleri altında yaşayanlara uygulanır. Ailede taşıyıcı biri varsa bütün aile bu aşıyı olmalıdır. Bu aşıyla hepatit B önlenir. Üç dozda; ikincisi 1 ay, üçüncüsü 6 ay sonra yapılır. Koruyuculuk yüzde 95'tir. Yapılan testlerle koruyuculuk kazanılıp kazanılmadığına bakılır. Artık hepatit B aşısı her doğan çocuğa uygulanmaktadır.
Diyelim ki hepatit B'li biriyle birlikte oldunuz ya da ondan size bulaştığını düşündüğünüz bir durum oldu. Bu durumda 3 gün içinde aşı olunması gerekir ve koruyucu serum uygulanmalıdır. Hepatit B aşısı olmadan önce hasta olmadığınızı düşünseniz bile tarama testleri yaptırmanız sizin açınızdan faydalıdır. Böylece hastalık varsa hastalığın seyri ve tedavisi açısından gerekenler yapılır.

HEPATİT B TEDAVİSİ
Kronik hepatit B tedavisi
Bu tedavide uygulanan yöntem ilaç tedavisidir. Hastalar doktor kontrolünde olmalıdır. Böylece karaciğerin durumuna, görevlerini yapıp yapmadığına,hastalığın ilerleyip ilerlemediğine bakılır. Tedavi süresince hastaya verilen ilaçlardan birisi interferondur. Bu ilaç, karaciğer hasarının azalmasını sağlar ve virüsün çoğalmasını engeller. Bu hastaların yarısında tedavi olumlu sonuç verir. Hastalık şiddetli ve virüs çok fazla ise bu ilacın kullanımı pek fayda sağlamaz. Aksine zararlıdır.
Hastalığın daha hafif seyrettiği durumlarda enjeksiyonla (iğneyle) vücuda ilaç verilir. Hastaların yüzde 40'ında fayda sağlamıştır. Ne kadar süreyle kullanılacağını doktor belirler. Yan etkileri olan bir ilaçtır. Ayrıca bağışıklık sistemini harekete geçirir. Kullanılan diğer bir ilaç ise lamivudinedir. Yan etkisi yoktur. İnterferonla beraber uygulandığında daha etkilidir. Fakat tek başına da kullanılabilir. İnterferondan farklı olarak ağızdan alınır. Şunu göz ardı etmemek gerekir; bu ilaç bırakıldığında virüs tekrar çoğalmaya başlar. Çünkü virüs bu ilaca karşı direnç gösterebilmektedir.

Akut hepatit B tedavisi
Kesin bir tıbbi tedavi şekli olmamakla beraber hastayı rahatlatıcı, şikayetleri azaltıcı yöntemler kullanılır. Yorucu çalışmalardan uzak durması tavsiye edilir. Hızlı hareket etmekten kaçınılır. Egzersizleri yaparken yorulmadan hafif bir şekilde yapmak gerekir. Ayrıca hekimin önerdiği bir diyet programı uygulanır. Kaybedilen sıvıyı tekrar kazanmak için meyve suyu içilebilir. Mutlaka alkolden kaçınmak gerekir. Proteinden düşük besinlerle beslenilmelidir.
-------------------------------------------------------------------------
Hepatit B yani halk arasında sarılık olarak bilinen hastalıkla ilgili merak ettiğimiz her şeyi Medicana Çamlıca Hastanesi İç Hastalıkları ve Dahiliye Doktoru Engin Yurt'tan öğrendik.

Hepatit B ( Sarılık ) nedir?

Karaciğer tarafından vücuttan atılan "bilirubin" maddesinin vücutta birikmesi sonucunda deri ve göz aklarının sarı bir renk almasıdır.

Tüm sarılıkların nedeni aynı mıdır?

Hayır, değildir. Bilirubin maddesinin vücuttan atılması esnasında karaciğer tarafından suda eriyebilen bir şekle dönüştürülmesi gerekir. Bu dönüşümden önce ( bazı kan hastalıklarında olduğu gibi), bu dönüşüm sırasında ( karaciğeri etkileyen mikroplar, ilaçlar veya doğumsal enzim eksikliklerinde olduğu gibi) veya bilirubinin barsağa akması sırasında (safra yollarını tıkayan taş, tümör vb. olaylarda olduğu gibi) sarılık ortaya çıkabilir.

Sarılıklar bulaşıcı mıdır?

Sarılıkların, sadece bazı mikroplarla oluşanları bulaşıcıdır. Diğer sarılıklarda kesinlikle bulaştırıcılık yoktur. Ancak, sarılığın nedeni doktorunu tarafından tam olarak tespit edilmesine dek bulaşıcı kabul etmek yararlıdır.

Bulaşıcı sarılık nedir?

Bulaşıcı sarılık veya tıp dilinde viral hepatit, ışık mikroskopu ile görülemeyecek kadar küçük, virus denen mikroorganizmaların oluşturduğu, karaciğerin yaygın iltihabi hastalığına verilen isimdir. Bu hastalığın, A, B, C, D, E ve G harfleri ile isimlendirilen en az 6 farklı virüsle oluştuğunu biliyoruz.

Hepatit Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Hepatit virüsleri; bulaşmayı takiben belirli bir kuluçka dönemi (A virüsü için 15–45 gün, B ve C virüsü için 30–180 gün) sonrasında hastalık yaparlar.

Hastaların yarısından fazlasında hastalık sırasında sarılığın ortaya çıkmaması veya silik kalması mümkündür. Bu nedenle pek çok kişi sarılık hastalığı geçirdiğini fark edemez, ancak o sırada tesadüfen bir kan tetkiki yapılırsa anlaşılabilir.

Çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa süreli olduğundan, özellikle küçük yaş gurubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçip gidebilir.

Hastaların bir kısmında ise; kuluçka süresini takiben, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4–6 haftalık bir hastalıktır, A ve E virüsü ile olanlar sonunda şifa ile ile biterler ve kronikleşme (süregenlik) göstermezler.

B, C ve D virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıklar kronikleşebilir. Bu oran, B virüsü için %5 -10, C virüsü için %80 kadardır. D virüsü hepatitinde de kronikleşme oranı yüksektir. Bunun sonucu olarak, Türkiye'de nüfusun %5–7 kadarı (4 milyona yakın insan) B virüsünü, farkında olmaksızın taşımaktadır.

Hastalık nasıl bulaşır?

A ve E virüsleri dışkı ile atılırlar. A virüsü ile oluşan bulaşıcı sarılıkta hastanın dışkısı, sarılığın ortaya çıkışından 2 hafta öncesi ile 1 hafta sonrası çok bulaşıcıdır.

Bu virüsler ile oluşan hepatitler esas itibariyle, virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve meyveler) ağızdan alınması sureti ile bulaşırlar. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas etmiş ellerin ağza değdirilmesi de kişisel bulaşmada ve virüsün yayılmasında çok önemlidir.

B ve C virüsleri ise, başlıca, kan yoluyla (kan ve kan ürünlerinin alınması, mikroplu enjektör ve iğnelerin kullanılması, ortak jilet veya diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi vb) ve cinsel ilişki suretiyle bulaşırlar. Hastalığın, bu virüsleri taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür.

Ancak, B virüsü hepatitine yakalanmış hastaların üçte birinde geçiş yolu belirlenememektedir.

B virusu ile oluşan bulaşıcı sarılık neden daha tehlikeli?

Çünkü B virüsünün yaptığı hepatit hem çok sık ve yaygındır, hem de hastaların %5–10 kadarında, hastalığın alevli (akut) dönemi geçtikten sonra tam şifa olmaksızın hastalık sinsi ve kronik (süregen) biçimde devam eder."Hepatit B taşıyıcısı" olarak tanımladığımız bu kişilerin bir kısmında hayat boyu, virüs karaciğerde herhangi bir hasar yapmadan kalırken, tüm Hepatit B geçirenlerin % 1-2 'sinde zaman içerisinde denge kişi aleyhine bozularak kronik aktif karaciğer hastalığı, bu hastaların da bir kısmında zamanla siroz ve karaciğer kanseri gelişebilmektedir.

Bulaşıcı sarılık gebelerde daha tehlikeli mi?

Bulaşıcı sarılık, eğer E virüsü ile oluşmuşsa gebelerde tehlikelidir. Diğer virüslerle oluşan bulaşıcı sarılıkların gebelerde, gebe olmayanlara göre daha ciddi seyrettiği gösterilmemiştir.

Taşıyıcı ne yapmalı?

B virusu taşıyıcısı, hasta olmasa bile, kanı ve diğer vücüt sıvıları ile hastalığı başkalarına bulaştırabileceğini bilmelidir. Kan vermemeli ve korunmasız olarak, bağışık olmayan veya aşılanmamış kişilerle cinsel ilişkiye girmemelidir. Panik göstermemeli, fakat düzenli doktor kontrolünde olmalıdır. Her 6-12 ayda bir karaciğer fonksiyon testlerini yaptırmalıdır. Alkol almaktan kaçınmalı, herhangi bir nedenle ilaç almak zorunda kalırsa bunu doktoruna danışmalıdır.

Kimlerde B virusunu alma riski daha fazla?

Bu risk, sağlık personelinde, virusu taşıyan kişilerle birlikte yaşayanlarda, kan transfüzyonu yapılan kişilerde, damar yolundan ilaç bağımlılarında, diş tedavisi görenlerde, hemodiyaliz hastalarında, hayat kadınlarında daha fazladır.

Yorumlar