Bu memlekete bir de antibiyotik açılımı lazım

Gereksiz antibiyotik yazılması sadece bizim değil USA’ dan Avrupa’ ya tüm gelişmiş ülkelerin de önemli sağlık meselelerinden.

Erişkinlerde en çok antibiyotik yazılan hastalıklardan biri “farenjit” ya da halka arasındaki adıyla “boğaz ağrısı” diğeri de “akut bronşit”.

Gerçekte her iki hastalıkta da tedaviden istifade edecek hastaların sayısı en fazla yüzde 10 ama bunların neredeyse tümüne antibiyotik yazılıyor.

USA’ da yapılan yeni bir araştırmada kısa adı CDC olan Hastalık Önleme Merkezinin hekimleri senelerden beri uyarmasına rağmen 14 senelik bir sürede antibiyotik yazılmasında çok az bir iyileşme olduğu tespit edildi.

1997-2010 seneleri arasında ayaktan tedavi gören hastalara ait kayıtların değerlendirildiği araştırmada birinci basamak ve acil bölümlerinde 39 milyon kişinin akut bronşit, 92 milyon kişinin de farenjit şikâyetleriyle müracaat ettikleri tespit edildi.

Birinci basamak sağlık hizmetlerine 1997’ de farenjit için yapılan başvurular yüzde 7.5 iken 2010’ da bu oranın yüzde 4.3’ e indiği ama antibiyotik yazma oranının gene yüzde 60’ ta kaldığı görüldü.

Farenjit sebebiyle acil birimlere başvuru oranları 1997’ de yüzde 2.2; 2010’ da ise yüzde 2.3 iken; akut bronşit sebebiyle 1996’ da 1.1 milyon 2010’ da 3.4 milyon kişinin muayene edildiği belirlendi.

Bu sürede hastaların yüzde 9’ una penisilin reçete edildiği, daha pahalı bir antibiyotik olan azitromisinin 1997-1998’ de çok seyrek, 2009-2010’ da ise vizitlerin yüzde 15’ inde yazıldığı ortaya çıktı.

Bu 14 senelik dönemde acil birimlerinde antibiyotik yazılmasının yüzde 69’ dan yüzde 73’ e yükseldiği dikkati çekti.

Antibiyotikler farenjitlerin yüzde 10’ unda gerekli, bronşitte hiç yeri yok

Farenjitlerin sadece yüzde 10’ unda etken penisilin tedavisini gerektiren streptokok mikropları iken; bunun dışındaki farenjitlerin etkeni virüsler ve bunlara antibiyotiklerin hiçbir faydası yok.

Akut bronşitte ise antibiyotikler KOAH alevlenmesi gibi durumlar dışında hiçbir zaman tavsiye edilmiyor.

Streptokok mikrobunun teşhisi için yapılan testler genellikle lalettayin isteniyor veya birçok hastaya test bile yapılmadan antibiyotik veriliyor.

Oysa bu testlerin hastanın ateşinin yüksek olması, boyundaki lenf düğümlerinin büyümesi, bademcikler üzerinde beyaz lekeler bulunması veya bademciklerin şişmiş olması ama öksürük olmaması durumunda istenmesi icap ediyor.

Gereksiz antibiyotik tedavisinin dirençli bakterilerin ortaya çıkması, ishal, antibiyotiğin türüne göre karaciğer ve böbrek hasarı, alerji ve ilaç etkileşimleri gibi pek çok menfi tarafları var.

Antibiyotiklere harcanan paralar da ciddi ekonomik kayıplara yol açıyor.

Gelelim neticeye

Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımı sadece bizi değil tüm dünya ülkelerini ilgilendiriyor.

Bu işte, doktorların bilgi ve tecrübe eksikliği, defansif tıp, hastalardan gelen baskılar, ilaç endüstrisinin pazarlama oyunlarının etkisi çok fazla.

Hem doktorların hem hastaların eğitilmeleri gerekiyor; başka çaresi yok.

Şunu da unutmayalım ki “Bu dünyada, ateşi olan öksüren bir hastaya antibiyotik yazmayacak bir doktor olabileceğini” sanmıyorum.

Doktora “Neden antibiyotik yazmadın?” yerine “Neden antibiyotik yazdınız?” dediğimiz gün bu iş çözüm sürecine girmiş demektir.

Bilmem anlatabildim mi?

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Yorumlar