Güneş’in Galaksideki Özel Konumu

Önceki bir yazımızda Güneşi Güneş Sistemi içindeki yeri ve akibeti ile birlikte ele almıştık. Dünya ile yakın ilgisinden söz etmiştik. Şimdi ise, daha yakın zamanlarda ortaya çıkarılan Güneşi, Galaksi içindeki yeri ile ele almak; ortaya çıkarılan muazzam sırları ve hikmetleri ile; özel statüsü ve seçilmişliği ile nazara vermek istiyoruz.

Güneş’in her sabah ve her akşam, dakika dakika değişen renk halleri içinde, ayrı birer fecir ve gurup manzarasına şahit oluruz. Geceleyin ise daha farklı tablolar çıkar karşımıza. Her gece, ışıl ışıl yıldızlar başımızın üzerinde resmi geçit yapar. Yaratan’ın Kudreti karşısında ürpeririz ve şu uçsuz bucaksız evrende kendi yerimizi düşünürüz.
Geceleyin feza yüzünde bir tül gibi uzanan Samanyolu hep sabitmiş gibi durur. Onlara daha yakından bakabilseydik, milyarlarca yıldız ve gezegenin her birinin müthiş manevralarına şahit olurduk. Siz bu satırları okurken, Dünyamızın, Güneşin ve galaksinin çeşit çeşit hareketlerinden ve dönüşlerinin farkında bile değilsiniz.

Bakışımızı kendi galaksimize yönlendirdiğimizde, Onu gökyüzünde yıldızlardan oluşmuş bir bant şeklinde görürüz. Halbuki gördüğümüz Samanyolunun tamamı değil, spiral bir kolun bir kısmı. O, dev bir dönen disktir ve spiral şeklinde yedi adet kola sahiptir. Yedi kollu galaksimiz 200 bin ışık yılı genişliğindedir. İçinde aynen bizim güneşimiz gibi şimdilik sayabildiğimiz kadarı ile 400 milyar yıldıza ev sahipliği yapar. Uzayda tek değildir O. Şimdiye kadar tesbit edilebilmiş değişik büyüklüklerdeki 125 milyar galaksiden sadece 1 tanesi! Güneşin gezegenlerden uyduları gibi, Galaksimizin de daha küçük galaksilerden uyduları vardır. Galaksimiz bir fabrikanın dişlisi gibi kendi ekseninde ağır ağır dönerken, çevresindeki 10 kadar küçük galaksi de birlikte döner.

Galaksi ve Güneş

Galaksimizin yapı ve özelliklerinin belirlenmesi için pek çok çalışmalar yapıldı. Hidrojen gazından yayınlanan o 21 cm dalga boyundaki radyo dalga ışımaları olmasaydı, galaksimizin yapısı hakkında bilgi sahibi olmamız zorlaşacaktı. Galaksi kollarında yer alan o yoğun gaz ve toz bulutlarının ve nebularının yaydığı 21 cm lik radyo dalgaları ile gelen mesaj yüklü bilgiler sayesinde Galaksimiz katı bir cisim gibi değil, oldukça diferansiyel bir dönme sergilediğini anladık. Daha bir çok önemli galaksi sırları yanında galaksimizin 7 kola sahip olduğunu da bu ışımalar sayesinde öğrendik.

Daha sonra anladık ki Galaksi merkezi etrafında yörüngesi boyunca Güneş, 250 km/sn kadar bir hızda devam eden bir seyahata sahip. O koskoca Güneş sistemi Galaksi merkezi etrafında seyahat yapıyor ve o muzzaman seyahatini yani bir turunu hiç bir kazaya sebebiyet vermeden, çarpışma yaşamadan yaklaşık 200 milyon yılda tamamlıyor. Hatırlatalım ki, Güneş’in bir başka seyhatı daha vardır. O da Vega yıldızı doğrultusunda doğru saniyede 20 km km hızı bulan başka bir harekettir.

Acaba bu muazzam seyahatında Güneş Samanyolunun hangi koridorlarına ve geçitlerine uğruyor? Hepimizin aklına gelen şu soru değil mi? Acaba Güneş, bu seyahatında yakınlarından geçtiği gök sistemlerinin müthiş çekim etkilerinden nasıl korunuyor ve de milyarlarca gök sistemleri arasında çarpmadan bir kazaya sebebiyet vermeden bu seyahatını nasıl sürdürebiliyor?

İncelemeler gösteriyor ki, Dünyanın hayatın üzerinde tebesüm ettiği yegane bir gezegen haline gelebilmesi için sadece Dünya üzerinde alınan tedbirler yeterli olmuyor. Benzer tedbirlerin Güneş sistemi için Galaksi içinde de alınması gerekiyor. Evet Güneşin galaksimiz içinde diğer gök sistemleri ile hayret verici incelikte münasebetler var. Bütün yıldızlar içinde alınan tedbirler sayesinde Güneşin mümtaz bir yıldız olduğunu görmekteyiz.

Güneşin Galaksideki Özel Konumu

Güneşin milyarlarca yıldız ve gök sistemi içindeki seyahatını hayalimize misafir ediyor ve inceliyoruz: Galaksiler kocaman bir okyanussa galaksiler de bu gök denizinin adaları.. Yada uzay tarlasında açan açılan devasa güller... Fezanın, birbirinden uzaklaşan küme küme galaksilerini, yıldızların etrafında dönen gezegenlerini, birbiri etrafında dönen yıldızlarını ve yıldız kümelerini, galaksi merkezi etrafında dönüp duran yıldızlarını hatırlayınca hayretimiz bir kat daha artar.

Güneşin yedi adet spiral kollarının her birinin bir adı var. Güneşimiz, yıldızların yoğun olarak bulunduğu kolların iç kısımlarında değil de Orion (avcı) adlı kola yakın ama kıyı bir yerde ara bir bölgede bulunur.
Şimdi galaksimize daha yakından bakalım: Spiral şekilli Samanyolunda yıldızlar ve gök cisimleri, şişkin yuvarlak bir merkez oluşturduğunu görürüz. Bu merkezden dışarı doğru aynı düzlemde ve aynı açıda kolları takip ederek seyahatımızı sürdürelim. Merkezden çıkan bu spiral kolların arasına kalan uzay boşluğuna bakıyor ve görüyoruz ki oralarda da tek tük yıldız sistemleri var. Bunların sayısı o kadar azdır ki pratikte yok diyebiliriz. İşte Güneş sistemimizin yeri burası!. Bu spiral kolların arasında yerleştirilmiş Güneş. Yıldızların yoğun olarak bulunduğu spiral kollarda değil ara bölgede….

Güneş sistemi yıldızların birbirine yakın ve yoğun olduğu galaksi kolları içinde yer alsaydı ne olurdu peki? O bölgelerde çekim güçleri gezegen yörüngelerinde değişimlere yol açabilecekti. Çünkü bu bölgelerde yıldızların sürekli birbiri ile etkileşimi var. Sadece tehlike bunlarla sınırlı kalsa iyi. Büyük yıldızların Süper nova denilen bu patlamalarında şiddetli püskürmeler yaşanır. Öyleki devasa yıldız parçaları birkaç bin ışık yılı ötelere kadar püskürtülür.. İşte Güneş ve Dünyamızın Galaksi kolları dışında kalmasaydı sürekli supernova patlamalarının öldürücü etkileri ve tehditi altında kalacaktı.

Konuyla ilgilenen bilim adamları bu noktaya özellikle dikkat çeker. Örneğin Prof. Michael Denton, kitabında konuyu şöyle dile getirir.

“Kainatın son derece çarpıcı olan gerçekliği kainatın bizim varlığımızın devamı ve hayati ihtiyaçlarımıza olağanüstü derecede uygun yaratılışı ile sınırlı değildir. Aynı zamanda bizim onu anlamamıza ve incelememiz için de son derece uygun yaratılmıştır... Güneş Sistemi'mizin bir galaksi kolunun kıyısında yer alır. Bu durum, bizim geceleri gökyüzünü inceleyerek uzak galaksileri görebilmemizi sağlıyor ve evrenin genel yapısı hakkında bilgi toplamamızı kolaylaştırıyor. Galaksi merkezinde yer alsaydık o zaman galaksi yapısını gözlemlememiz ve evrenin yapısı hakkında fikir sahibi olmamız mümkün olamazdı [2].

Gerçekten de sadece yaşadığımız dünyadaki fiziksel yasaları değil Güneş Sistemi'nin uzaydaki konumu da, bu evrenin insan ve hayat için özel tasarlanmış hali, insanı durup düşünmeye sevketmektedir. Sadece Dünyadaki sırları değil uzayın uzak bölgelerindeki sırları da bir bir ortaya çıkaralım ve onu bir kitap gibi okuyalım diye Güneş sistemi galaksi için en uygun konuma yerleştirildi. Kâinat kitabının galaksi sayfasını ibretle okuyup tefekkür edebilen insanoğlu, Güneşlerle galaksilere aynı anda ve aynı kolaylıkla hükmeden Kudretli Zât'ı akıl gözüyle müşahede edebilmekte ve feza sayfasında tecelli eden tabloları bir ibret levhası yahut bir hakikat habercisi olarak görebilmektedir.

Galaksi Merkezinde Kozmik Tehlikeler

Güneş Sisteminin galaksi haritasındaki yerini araştıran bilim adamları tüm hayatı yok edecek kadar yıkıcı kozmik fırtınalardan uzak ve güvende olduğumuza özellikle dikkat çeker. Galaksimizin bir uçtan öbür uca 200 bin ışık yılı çapını; 100 bin ışık yılı yarıçapını göz önüne alınca aslında Güneşin galaksi merkezine hayli yakın bir konumda kaldığını söyleyebiliriz. Çünkü Güneş Sistemimiz galaksinin merkezine yaklaşık 28.000 ışık yılı (266. 000.000.000.000.000 km-İkiyüzaltmışaltı katrilyon kilometre) uzaktadır. Peki galaksi merkezine daha yakın bir bölgede kalsaydık ne olurdu?

Güneşin galaksi içindeki mevcut yeri öyle bir konumdur ki galaksi merkezinden gelen tüm bu zararlı etkilerden azade ve korunmuş durumdadır. Güneşin dolayısıyla Dünyanın Galaksi merkezine yakın olduğunu farzedelim. O zaman, galaksinin merkezinden yayılan zararlı gamma ışınları, Röntgen ışınları ve kozmik ışınların sürekli sağanağı altında canlı hayat sona erecekti. Galaksinin merkezinde Güneş'in 3 milyon katı kadar kütleye sahip bir kara delik bulunduğunu hatırlayalım. Dev yıldızları oluşturan madde, karadeliğin kütlesine katılırken sıkıştırılıp aşırı ısınmasından kaynaklanır. Bu yörede yer alması ile karadeliğin aşırı çekiminden dolayı Galaksi merkezi etrafında hızla dönen bir Güneşin hayata nasıl bir etkide bulunacağı ayrıca ele alınması gereken bir konudur.

Ünlü bir astronomi dergisinde (The Astronomical Journal) yayınlanan bir makalede Güneş Sistemimiz için alınan olağanüstü tedbirlere ve özel tasarıma dikkat çekilmekte ve şu mealde ifadeler yer almaktadır: "Keşiflerimiz de gösteriyor ki; Güneş Sistemi'nde devam eden istikrar ve denge, arkada hükmeden bir tasarım ve tedbiri akıl gözüne göstermektedir [3].

Yaşanabilir Galaksi Bölgesi

Elbetteki Güneşi Galaksi içinde en uygun konuma yerleştirmekle iş bitmiyor. Güneş gezegenleri ile birlikte Galaksi merkezi etrafında 250 milyon yıl kadar süren o muazzam seyahatı esnasında tehlikeli koridorlardan geçebilir ve yıldız yoğunluğunun bulunduğu spiral kollarla yolu kesişebilir. Elbette aynı hassasiyetin, aynı hesabın, aynı nizamın bu defa Güneşin seyahatı esnasında alınması gereklidir ve Galaksinin dış çemberindeki yıldızlarla Güneşin yollarının kesişmemesi ve o yoğun bölgelere uğramaması için de ilgili tedbirlerin alınması gerekir.

Bu iki bölge galaksimizin merkezi ve galaksimizin dışında yer alan spiral kollardır. Güneş Sisteminde trilyonlarca kuyruklu yıldız bulunur (Kupier, Oort kuşaklarını hatırlayalım). Bunlar Güneş sisteminin en dışında yer alır ve tüm sistemi bir küre gibi kuşatırlar. Oort bulutu veya Öpik-Oort bulutu Güneşin etrafında dönen kuyrukluyıldızlar kümesidir ve birkaç yüzmilyar adet olduğu tahmin edilmektedir. Bu kuyruklu yıldızlar normalde Güneş'in etrafında yörüngededirler, ancak Güneş dışında bir kütlenin devreye girmesi durumunda yörüngeden çıkabilirler.

Eğer Güneş Sistemi galaksinin spiral kollarında olsaydı, bu kolların güçlü çekim kuvveti kuyruklu yıldızları yörüngelerinden kolaylıkla fırlatılabilirdi. Bu durumda da dünyamız her an kuyruklu yıldızların bombardımanı altında girebilirdi..

Bu tehlikelere karşı da son derece dikkat çekici tedbirler alındığını görüyoruz: O tedbirlerden birincisi; Güneş'e takdir edilen hız değeridir. Güneş’e öyle bir hız verilmiş ki spiral kollarla eşdeğer bir hızda seyretmekte ve bulunduğu konumda sürekli kalmaktadır.. Nasılki Dünyamızın bir uydusu olan Turksata verilen dönme hızı Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönme hızı ile aynı olması ve böylece hep Türkiye üzerinde aynı konumda kalmaktası gibi..

Böylece Güneş'le spiral kolların kesişme ihtimali önlenmiş olmaktadır. Halbuki galaksi diğer yıldızlarının %95'inin hızı spiral kollara uyumlu değildir.

Güneş'i spiral kollarla kesişmekten koruyan ikinci mucizevi tedbir ise, Güneş ve yaşıtı olan yıldızlar hep elips bir yörüngeye sahip olduğu halde Güneş’in yörüngesinin çember şekilli olmasıdır. Güneş’in yine özel muameleye tabi tutulduğunu görüyoruz.

Âlemlerin hikmetli ve kudretli sahibi, koymuş olduğu kanunlar dahilinde, Galaksinın dev bir fabrika çarkı gibi çevirdiği gibi, onun içinde yıldızlar bir yıldız olan Güneş’e o çarkın hızına eşdeğer ayarlı bir hız verir ki, belli bir konumda kalsın ve yolu Galaksinin tehlikeli koridorlarına uğramasın.

Spiral kollar arasında yer alan yıldızları bekleyen bir tehlike daha var: Bu bölgedeki yıldızlar yerlerinde uzun süre tutunamamakta sonunda bu kolların içerisine çekilmektedir. İlahi tedbirler silsilesi burada da devreye girmekte Güneş’i koruma bölgesine almaktadır. Bu iç içe tedbir sayesinde Güneşimiz, galaksi kollarındaki çekimin etki edemediği “galaksi ortak dönüş yarı çapı” adı verilen bir hat üzerinde çekilmiştir.. Evet konu üzerinde uzman araştırmacılar bu kast ve iradeyi açıkca gösteren ayrıcalıklı konum karşısında hayretlerini ifade ederler.

Evrenin en geniş dairelerine kadar hiçbir şeyde başıboş bırakılan, tesadüfi bir konum ve hareket olmadığının açık delillerini karşısında ilgili bilimsel kaynak literatürler bir yıldızın iki spiral kol arasında sabit kalabilmesinin önemine vurgu yapar ve galaksi merkezinden belli bir mesafede, tam olarak galaksi kollarının döndüğü hızda yol alması konusuna önemine dikkat çeker [4].
Görüldüğü gibi en zor ve pahalı hizmetler, hiç de tahmin edemeyeceğimiz en uygun bir şekilde çözüme kavuşturulmaktadır.

Bilim üzerindeki Ateist Mafya

Bilimi ateizme alet edilmesi ve ateizmin malı olarak görülmesini, Bediüzaman mevcut bilim ve felsefenin yolunu şaşırmışlığına ve yanlışlığına ve yanlışlığına verir. Kuran’dan verdiği bir örnekle felsefenin alması gereken istikameti anlatır: Meselâ: Kur'an, Güneşten bahsedince "Güneş bir lâmbadır." der, onun nizam ve intizamın zembereği olduğunu nazara verir. Çünkü, Güneşten, Güneş için bahsetmez. Misâl olarak "Güneş döner"( Yâsin, 36/38) tabiriyle kış - yaz ve gece - gündüzün meydana gelmelerindeki hârika düzeni nazara vererek, Allah'ın sonsuz kudretini tâlim eder. Yine "(Allah) Güneşi bir lâmba yaptı"( Nuh, 71/16) tâbiriyle dünyanın bir saray şeklinde olduğunu, içindeki eşyanın insan için tefriş edildiğini ve Güneşin bile onun hizmetine verilmiş bir mumdar/adeta bir mum gibi ışık veren bir hizmetçi olduğunu hatırlatmakla, Allah'ın sonsuz rahmetini ve nihâyetsiz nimetlerini nazara veriyor [5].

Bilimi dinsizliğe alet etmeye çalışan ateist felsefe, varlığı sahibinden kaçırır, tabiat tesadüf ve sebepler gibi yalancı mabutlara verir. Bediüzzaman’ın mealen vereceğimizi şu açıklamalarında dediği gibi, “Güneş büyük bir sıvı-ateş kütlesidir. Ondan fırlamış olan gezegenleri etrafında döndürüyor. Cesameti bu kadar, mâhiyeti böyledir, şöyledir. Korkunç bir dehşetten, müdhiş bir hayretten başka, ruha bir ilmî kemal vermiyor”

Kâinattan bahsedilirken Allah'ın zât, sıfat ve isimleri de görülmeli ki, yaratılışın hikmeti ve sırrı ortaya çıkabilsin ve öğrenilenler medeni terakki, sanatta ve teknolojide gelişme kadar insanî kemalata ve marifetullara da yol açabilsin. Varlığı görüp de Kainatın yaratıcısı görmezden gelmek elbette bilim adamlığına yakışan dürüst bir davranış değildir.

Kaynak ve dipnotlar
[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Samanyolu), tıklanabilir harita
[2] (Michael Denton, Nature's Destiny, s. 262)
[3] Innanen, Kimmo, S. Mikkola, and P.Wiegert. 1998. The Earth-Moon System and the Dynamical Stability of the Inner Solar System. The Astronomical Journal 116: s. 2055-2057
[4] Mishurov, Y.N. and L.A. Zenina. 1999. Yes, The Sun is Located Near the Corotation Circle. Astronomy & Astrophsica 341: s. 81-85.
[5] (bk. Mektûbat, 19. Mektup)

Yorumlar