Diş tedavisinde hızlı&etkili çözümler

Teknolojik gelişmeler diş hekimliğinde de tedavi yöntemlerini geliştiriyor. Yeni uygulamalar hasta sağlığı açısından hız ve faydayı beraberinde getiriyor. Lazer gibi tedavi yöntemleriyle kısa sürede iyi sonuçlar alınması hedefleniyor. Kanser tedavisi gibi bazı özel durumlarda da hastaya tam kapsamlı tedavi planı hazırlanıyor.

Teknolojinin geldiği nokta özellikle insan sağlığı alanında maksimum faydanın elde edilmesini hedefliyor. Diş hekimliği açısından da gelişmeler gün geçtikçe artıyor ve büyük bir aşama kaydediliyor. Amerikan Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Dt. Pınar Baksı Cebe, hasta sağlığı açısından pek çok avantajı olan lazer uygulamalarını anlattı. Son teknolojiden faydalanılan kanser tedavisi sürecinde ise özellikle ağız-diş sağlığı konusunda hastanın bilmesi gerekenleri de paylaştı.

Lazer diş tedavilerinde nasıl kullanılıyor?
Lazer, güncel alternatif tedavi yöntemlerinden biri. Diş hekimliğinde sadece diş beyazlatma ve yumuşak doku operasyonlarında kullanılan lazer enerjisi, günümüzde daha geniş alanlarda kullanılır hale getirildi. Diş çürüklerinin temizlenmesi, kanal tedavileri, diş dolguları, çene kemiğinde ve dişetlerinde her çeşit cerrahi işlemler, dişetlerinin şekillendirilmesi, estetik diş tedavileri, koyu renkli dişetlerinin renginin açılması (dişeti peeling’i), uçuk ve aft tedavileri lazer ile yapılabiliyor. Lazerle yapılan diş beyazlatma işlemleri ise diğer yöntemlere göre daha kısa sürede daha iyi sonuç veriyor.

Diğer yöntemlere göre farkları neler?
Lazer enerjisi ile dişe ait tüm dokularda bulunan çürükler temizlenebiliyor. Dişe temas edilmeden çalışıldığı için hastada ağrı oluşmuyor ve anesteziye gerek kalmıyor. Ayrıca lazer enerjisinin özelliğinden dolayı steril bir ortam yaratılıyor ve daha sonra oluşabilecek çürükler önlenmiş oluyor. Cerrahi işlem aşamaları basitleşiyor ve tedavi genelinde zaman kazanılıyor.

dis-tedavisi20131031-2LAZER UYGULAMASININ AVANTAJLARI:
* Estetik protez uygulamalarında, lazer ile anestezisiz olarak dişetinin kesilmesinin ve şekillendirilmesinin ardından kanamanın durması ve doku iyileşmesi beklenmeden her türlü işlem yapılabiliyor.
* Lazer ile yapılan anestezisiz derin dişeti tedavileri çok daha iyi ve hızlı cevap veriyor.
* Dişetlerinde pigment artmasına bağlı olarak oluşan koyu lekeler (hiperpigmentasyonlar) klasik yöntemlerle anestezi altında kesi yapılarak tedavi ediliyor. Lazer ile yapılan depigmentasyon tedavilerinde ise anesteziye gerek kalmadan işlem daha kısa sürede tamamlanıyor. Hasta işlem sonrasında rahatsızlık, ağrı veya şişlik gibi sorunlar yaşamadan sosyal yaşantısına devam edebiliyor.
* Ağız içinde normalin dışında oluşan tüm yapılar anestezisiz, dikiş atılmadan çıkarılabiliyor.
* Dil, yanak ve dudak bağlarının konuşmayı engelleyecek şekilde fazla bağlı olduğu durumlarda, yine lazerle kanamasız ve dikişsiz biçimde kesilebiliyor.
* Kemik dokusunu ilgilendiren operasyonlar, 20 yaş dişi çekimi için gereken kemik kaldırma işlemleri de lazerle çevre dokulara zarar vermeden yapılabiliyor.
* İmplant aşamalarında yumuşak doku ve kemikte gereken işlemlerin lazer ile yapılmasıyla iyileşme süresi kısaltılıyor.
* Kanal tedavisi sırasında kanal dezenfeksiyonu ve sterilizasyonu için lazer kullanımı aşırı enfekte dişlerin hızla iyileşmesini sağlıyor.
* Ağız içi ve çevre yumuşak dokularda görünen aft ve uçukların tedavisinde lazerin kullanımı ile iyileşme sürecinin kısalması ve aynı bölgede tekrar görülme olasılığının azalması sağlanıyor.
* Lazer destekli diş tedavileri diş hekimi korkusu olan her yaş grubu hastada güvenle kullanılabiliyor. Özellikle çocuk hastalarda ağrısız bir yöntem olması nedeniyle kullanımı oldukça başarılı bulunuyor. Anesteziye karşı alerjisi olanlarda da büyük avantaj sağlanıyor.

Dt. Pınar BAKSI CEBE
Dt. Pınar BAKSI CEBE

Kanser tedavisinde ağız&diş sağlığı
Çağımızın vebası olarak anılan kanser hastalığının tedavisinin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi ve hasta işbirliğinin korunması için ağız-diş sağlığı, dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri. Kanser tedavisi öncesi diş hekiminin koruyucu diş tedavilerini uygulaması, gereken diş tedavilerini yapması sonraki süreçte ortaya çıkabilecek sorunları önlemek açısından son derece önem taşıyor. Kanser, değişime uğramış hücrenin kontrolsüz çoğalması ile gelişen hastalıkların genel adı. Kanser tanısı konulduktan sonra hastalığın tipine ve yerleşimine göre cerrahi, kemoterapi (ilaç tedavisi), radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemik iliği nakli gibi tek veya çoklu tedaviler uygulanıyor. Bu hastalarda hayati öneme sahip bu tedavilerin aksamaması ve tedavi sürecinde yaşam kalitesininin yüksek tutulması için ağız-diş sağlığı çok önemli

Kemoterapi sırasında enfeksiyonlara dikkat!
Kanserli hücre ile mücadelede verilen ilaçlar, uygulanan kemoterapi; bir süreliğine vücut direncini düşürüyor ve vücut enfeksiyonlara yatkın hale geliyor. Bu yüzden ağız ve diş sağlığına özen göstermek gerekiyor. Çürük dişler, dişeti hastalıkları, düzgün tedavi edilmemiş dişler ciddi ağrı ve yaygın iltihaplanmalara yol açabiliyor. Çenedeki uzun süreli, düşük seviyeli gizli enfeksiyonlar (kronik enfeksiyonlar) alevlenebiliyor. Bu tarz istenmeyen durumlar kanser tedavisinin aksamasına ya da zorlu geçmesine sebep oluyor. İşte bu nedenle tanı konulur konulmaz diş hekimi ile temasa geçilmesi öneriliyor. Diş hekimi, onkoloji doktorunun rehberliğinde ağız sağlığını tedaviye en uygun hale getiriyor. Aynı zamanda tedavi süreci devam ederken kemoterapi ve ışın tedavisi sonucu ağızda beliren şikayetleri gidermeye, ağız-diş sağlığını korumaya yardımcı oluyor.

Ağız hijyeni maksimum seviyede olmalı
Bu dönemde ağıziçi olumsuzlukların şiddetini azaltmak için, aslında yapmanız gerekenler çok basit işlemler. Bu ağız bakımı, kanser tedavisinde de başarının artmasını sağlıyor. Örneğin ağız hijyeni maksimum seviyede olmalı ve düzenli olarak dişler günde üç kez fırçalanmalı. Diş fırçalama yumuşak bir fırçayla baskı uygulamadan yapılmalı. Ağız karbonatlı su ile çalkalanmalı. Kanser tedavisi sırasında kullanılan takma dişler ile protezlerin temizliği ve bu protezlerin neden olacağı yara, vurukların önlenmesi de son derece önem taşıyor.

IŞIN TEDAVİSİ TÜKÜRÜĞÜN AZALMASINA YOL AÇIYOR
Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları ve uygulanan radyoterapi, ağız yaralarına ve iltihaplarına neden oluyor. Bakteri, virüs ve mantar enfeksiyonları bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla ortaya çıkıyor. Baş-boyun bölgesine uygulanan radyasyon tedavisine bağlı ağız mukozasındaki hücre ölümleri, genellikle tedaviden 5-10 gün sonra başlayıp, üç-dört hafta sonra tamamen iyileşen, “mukozit” denilen küçük ağız yaralarının oluşmasına neden oluyor. Işınlar, tükürüğün kalitesinde ve miktarında azalmaya yol açıyor. Tükürük akışının azalmasıyla beraber, tükürüğün çürük önleyici etkisi de azalıyor; ağzı ve dişleri temizleme fonksiyonunun zayıflamasıyla, çürük oluşumu artıyor. Yutma, çiğneme ve konuşma fonksiyonlarında zorlanma oluyor. Tat alma duyusu değişebiliyor. Kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları sırasında oluşacak ağız kuruluğunu önlemek için tükürük akışını hızlandıran bazı preparatlar kullanılıyor, sıvı tüketimi arttırılıyor. Çürük oluşumunu engellemek için yoğun topikal florür uygulamaları yapılıyor. 

Yorumlar