Kalın bağırsak kanserinin evreleri nasıldır?

Prof. Dr. Korhan Taviloğlu
Genel Cerrahi Profesörü
Kalın bağırsak kanserinin ne derecede yayıldığını anlayabilmek için evreleme yapılır. Kalın bağırsak veya kolon kanseri evrelemesinde daha sık olarak İngiltere'de St. Mark's Hastanesi'nde patolog olan Dukes'ın 1932'de tanımladığı sınıflama kullanılır.
Dukes sınıflaması
• Dukes A: sadece kalın bağırsak (barsak, kolon) içinde yer alan kanser, on yıl sağ kalım % 92'dir.
• Dukes B: kalın bağırsak (barsak, kolon) duvarı dışına taşan kanser, on yıl sağ kalım oranı % 90'dır.
• Dukes C: kalın bağırsak (barsak, kolon) kanserinin bölgesel lenf bezlerine yayılması, on yıl sağ kalım oranı % 60'dır.
• Dukes D: uzak organlara (karaciğer vb.) sıçrama (metastaz) yapan kalın bağırsak (barsak, kolon) kanseri, beş yıl sağ kalım oranı % 6-8 civarındadır.
Ayrıca, 1954 yılında Amerikan Kanser Komitesi (American Joint Committee on Cancer - AJCC) ve Uluslararası Kanser Birliği'nin (Union for International Cancer Control - UICC) ortak olarak belirlediği TNM sınıflamasında ise tümör büyüklüğü T0 ile T4 arasında tanımlanır, lenf düğümü tutulumu N0-N3 ve metastaz durumu M0-M1 arasında tanımlanır. Evre 1 ile 4 arasında evrelendirme yapılır, 1. evre başlangıç aşamasında ve 4. evre yayılmış tümör anlamına gelir. Ayrıca, patoloji sınıflaması olarak düşük dereceli (low grade) veya yüksek dereceli (high grade) diye bir sınıflama daha kullanılır. Düşük dereceli (low grade) karsinom, mikroskop altındaki görüntünün sağlıklı dokuya daha yakın olduğunu, ancak yüksek dereceli (high grade) karsinom ise kanser açısından daha yüksek riskli anlamında kullanılmaktadır.
Kalın bağırsak kanserinde evrelendirme
Evre 0: kanser çok erken safhadadır, insitu karsinom adı da verilir. Sıklıkla polipektomi yeterlidir ve nadiren kalın bağırsağın bir bölümünü alınması yani kolektomi gerekir. Kemoterapi veya radyoterapi gerekmez.
Evre I: kanser kalın bağırsağın iç kısmını tutmuştur. Kalın bağırsağın kanserli bölümünün alınması (kolektomi) ve lenf bezlerinin çıkartılması prensibine dayanır, kemoterapi veya radyoterapi gerekmez. Beş yıllık sağ kalım oranı % 90'dan fazladır.
Evre II: kanser kalın bağırsağın dışına yayılmış, fakat lenf bezlerini tutmamıştır. Kalın bağırsağın kanserli bölümünün alınması (kolektomi) ve lenf bezlerinin çıkartılması prensibine dayanır, kemoterapi sıklıkla gerekmez. Kanserin patolojik incelemesinde yüksek dereceli (high grade) olduğunun görülmesi, kanserin komşu organlara yayılmış olması, ameliyatta 12'den az sayıda lenf bezinin çıkartılmış olması, cerrahi sınırlara yakın bir bölümde kanserli hücrelerin görülmüş olması, kanserin bağırsakta delinmeye yol açmış olması durumunda, ameliyatı gerçekleştiren cerrah, kemoterapi ve nadiren radyoterapi önerebilir. Beş yıllık sağ kalım oranı % 90 civarındadır.
Evre III: kanser yakındaki lenf bezlerine yayılmıştır. Kalın bağırsağın kanserli bölümünün alınması (kolektomi) ve lenf bezlerinin çıkartılması ve ek olarak kemoterapi ve bazen de radyoterapi prensibine dayanır. Beş yıllık sağ kalım oranı % 45-65 civarındadır.
Evre IV: kanser vücudun diğer bölümlerine (karaciğere, akciğerlere veya diğer organlara) yayılmıştır. Bu durumda cerrahi tedavinin yararı azdır, öncelikle endoskopik stentleme, kemoterapi, radyoterapi ve /veya hedefli tedavi uygulanır. Hastanın bu tedavilere yanıtı gözlenirse veya sonuçta metastatik tümörlerin küçülerek, tedaviye olumlu yanıt vermesi durumunda ameliyat düşünülebilir. Ancak, tümörün tam tıkanıklığa veya delinmeye yol açması durumunda kalın bağırsağın dışarıya ağızlaştırılması (stoma, kolostomi, bağırsağı dışarı alma) şeklinde cerrahi girişim gerekebilir.
Kalın bağırsak kanserinin karaciğere sıçrama (metastaz) yapması durumunda en etkin olduğu bilinen tedavi yöntemi metastazların cerrahi olarak çıkartılmasıdır.
Karaciğerdeki metastazların çıkartılması, hastanın durumuna, tümörün yayılımına bağımlı olarak, kalın bağırsak ameliyatı ile aynı seansta veya farklı bir seansta yapılabilir. Karaciğerde cerrahi olarak çıkartılamayacak sayıda metastaz bulunması, metastazların karaciğerin ana damarlarını içine alması nedeniyle tümörün cerrahi olarak tam olarak çıkartılamayacağının belirlenmesi durumlarında veya ameliyata hazırlık öncesi dönemde, metastaz çaplarını küçültmek amacı ile radyofrekans (RF)
tedavisi veya kriyocerrahi (kriyoterapi, dondurma tedavisi) gibi cerrahi dışı yöntemler tercih edilir.
Bazen de kalın bağırsağın tama yakın tıkandığı durumlarda ameliyata gerek duyulmadan, yada acil bir cerrahi girişim yapmamak için ameliyata hazırlık aşamasında, endoskopi yolu ile stent yerleştirilerek kalın bağırsak akışı tekrar eskisi gibi sağlanabilir.
Şayet hastaya sadece stent takılıp, cerrahi girişim uygulanmayacaksa, kemoterapi protokolüne alınır. Dördüncü evredeki kalın bağırsak kanserlerinde, beş yıllık sağ kalım oranı % 6-8 civarındadır.
ABD istatistiklerine göre, kalın bağırsak kanseri tanısı konulduğunda, yaklaşık olarak hastaların % 90'ının bölgesel tümörü olduğu ve % 10'unun ise uzak organlara sıçrama (metastaz) yapmış şekilde olduğu belirlenmiştir.
Kalın bağırsak kanserinde tedavi sonrası izlem nasıl gerçekleştirilir?
Düzenli kontroller sağlık durumundaki değişikliklerin fark edilmesini sağlarlar. Kontroller, doktor muayenesi, dışkıda gizli kan testi, kolonoskopi, akciğer grafileri ve laboratuvar testlerini (tümör markerları, kan sayımı vb.) içerir.

CEA testi: ilk iki yıl için her 3 ayda bir, daha sonra 5 yıla kadar her 6 ayda bir gerçekleştirilir.
Bilgisayarlı tomografi (BT): ilk üç yıl süresince her 6 ile 12 ayda bir gerçekleştirilir.
Kalın bağırsak kanserinin tekrarlaması durumunda ne yapılır?
Kalın bağırsak kanseri tedavi sonrasında, sadece bölgesel nüks yapabilir, bu durumda öncelikle cerrahi tedavi düşünülür. Kanser uzaktaki organlara sıçrama (metastaz) yapabilir ki bu durumda öncelikle kemoterapi veya hedefli tedaviler planlanır ve şayet tümör çapında ufalma belirlenirse cerrahi tedavi (ameliyat) önerilir. Kalın bağırsak veya kolon kanserinin en sık sıçrama (metastaz) yaptığı organ karaciğerdir.

Yorumlar