Karaciğer Yetersizliği

Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir.

------------------------------
Karaciğerin işlevlerinin bir bölümü­nü ya da tamamını yerine getirememe­sinden kaynaklanan bozukluklara çok sık rastlanır. Karaciğer işlevlerinin çok­luğu ve çeşitliliği düşünülürse bunlar­dan bir ya da birkaçının değişen ölçü­lerde aksama olasılığının yüksekliği de kolayca anlaşılabilir.
Karaciğer işlevlerinin büyük Ölçüde aksamadığı olgulara bazen “küçük ka­raciğer yetmezliği” adı verilir. Gerçekte bu tanının dayandırıldığı belirtiler bir­birinden çok farklıdır; sindirim güçlü­ğü, bulantı, karında gaz fazlalığı öğün­lerden sonra uyku eğilimi, baş ağrısı, bedensel, ruhsal ve cinsel güçsüzlük, urtiker ve egzama gibi çeşitli deri belir­tileri tanıya temel olabilir. Bir başka de­yişle, hastalığı oluşturan belirtiler bütü­nü (sendrom) çok belirsizdir; karaciğer­deki işlevsel bozukluk tam olarak orta­ya konamaz ve belirtilerin çeşitliliğini ne ölçüde etkilediği bilinemez. Bazı he­kimler küçük karaciğer yetmezliğini bir tür “moda” hastalık olarak nitelemekte, belirtilerin değişkenliğini de buna bağ­lamaktadır.
Tanıda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Örneğin, sindirim ve emilim sorunlan karaciğer hastalığıyla birlikte ortaya çıkan, ama bundan kay­naklanmayan pankreas ve mide-bağırsak sistemi bozukluklarına bağlı olabilir. Bazen sindirim güçlüğünün te­melinde psikosomatık süreçler yatar; “karaciğer hastalığı” olduğunu bilmek hastada endişe ve bunaltıya yol açabilir. Hepatit sonrasında gelişen sindirim güçlüğü ve sinırsel-ruhsal hastalıklar aynı nedenden kaynaklanabilir. Ka­raciğer bazen alerjik deri döküntüleri­nin ve baş ağrısının nedeni olarak görü­lür. Karaciğerin zehirsizleştirici (tok­sinleri giderici) etkisi yetersiz kaldığı zaman hastaya verilen ilaçlara ya da be­sinlere karşı aşın duyarlılık gelişebilir. Ama yeterli kanıt olmadan genelleme yapmamak gerekir.
Karaciğerin temel işlevlerinde hafif de olsa bir aksama bulunduğunu göste­ren kesin kanıtlar olmadan “küçük kara­ciğer yetmezliği” tanısı konamaz. Safra tuzlarının oluşum ve salgılanmasında belirgin bir bozukluk varsa karaciğere bağlı sindirim güçlüğünden söz edilebi­lir. Karaciğerinin şişmiş olduğu sapta­nan hastalarda öğünlerden sonra mide­de ağırlık, ağızda acılık, sindirim güçlü­ğü gibi yakınmalar genellikle karaciğer şişmesi ile açıklanır; oysa bazen bunlar karaciğerdeki bir virüs enfeksiyonu so­nucunda ortaya çıkar.
Çeşitli derecelerdeki karaciğer yet­mezliğinden ancak karaciğer işlevlerin­de gerçekten bir bozukluk varsa söz edilebilir. Karaciğer yetmezliğinin ge­nel olarak üç biçimi vardır:
• Hafif.
• Gittikçe ağırlaşan.
• Ağır (karaciğer koması ve koma öncesı).
Kuşkusuz bunların kesin sınırlarla birbirinden ayrıldığı söylenemez, çünkü belirtiler aşamalı olarak ağırlaşır ve bel­li ölçüde öbürlerinden ayrılır.

HAFİF KARACİĞER YETMEZLİĞİ

Ağır olmayan bütün yaygın karaciğer hastalıklarına kural olarak hafif karaci­ğer yetmezliği de eşlik eder. Nedeni çeşitli enfeksiyon etkenleri, ilaç ya da be­sin kökenli zehirli maddeler olabilir. Sağ karıncık yetmezliği gibi sorunlara bağlı olarak toplardamar da hafif kan göllenmesi ve başlangıç aşamasındaki safra tıkanmaları da hafif karaciğer yet­mezliğine neden olur.
Öznel ve nesnel belirtiler kuşkusuz yetmezliğin nedenine göre değişir. Bu­nunla birlikte genel bir hastalık tablo­sundan söz edilebilir.
Hasta genellikle biraz halsizdir. Ha­fif bir ruhsal çöküntü eğilimi, orta dere­cede iştahsızlık ve ağızda acılık görülür; zayıflama genellikle fazla değildir. Sin­dirim güçleşmiştir; mide üstünde ağırlık duygusu vardır. Bazen ishal, bazen ka­bızlık görülür. Yemekten sonra uyku bastırır ve çoğu kez kaşıntı ortaya çıkar.
Muayenede belirgin bir gaz fazlalığı gözlenir. Karaciğer hacmi ve sertliği bi­raz artmıştır; daha da önemlisi elle bas­tırıldığında ağrılıdır. Bu ağrı özellikle önemli bir belirtidir, çünkü muayenede yalnızca karaciğerin ele gelmesi, kara­ciğer hastalığı vs yetmezliği tanısı koy­maya yetmez. Karaciğerin ele gelmesi göğüs tabanının geniş olmasından ya da karaciğer sarkmasından kaynaklanabi­lir. Karaciğer sarkması yapısal olabile­ceği gibi gergin kişilerde diyaframın kasılması nedeniyle de oluşabilir.
Değişik tipte deri belirtileri çok önemlidir. Kaşıntı her zaman değilse bile çoğunlukla safra tuzlarının atılmasındaki bozukluğa bağlıdır. Kanda ko­lesterol düzeyinin yükselmesi gözkapakları çevresinde hafif kabarık sarı lekelerin (ksantelazma) oluşmasına yol açar. Tipik belirtilerden biri de genel­likle vücudun üst yarısında (özellikle göğüste, yüzde, kollarda, el üstünde) görülen ince damar “yıldızları” ya da bir merkezden yayılan küçük damar ge­nişlemeleridir (telanjiyektazi).
Bunlar merkezde küçük bir atardamar ile bundan örümcek ayağı biçimin­de çevreye dağılan birçok küçük da­marcıktan oluşur. Çapları topluiğne ba­şından yarım cm’ye kadar değişebilir. Merkezlerine bastırıldığında toplarda­mar yıldızlarından farklı olarak solar­lar. Karaciğer işlevleri düzeldiğinde ise yok olurlar. “Örümceksi ben” olarak da bilinen bu oluşumların nasıl ortaya çık­tığı tam aydınlatılamamıştır. Tıpkı si­rozda avuç içlerinin kızarması gibi bun­ların da karaciğerin etkisizleştiremediği östrojen hormonunun artmasından kay­naklandığı ileri sürülmektedir. Ama bu kuramın güvenilir bir temeli yoktur.
Deride aynca zehirli maddelere ya da alerjiye bağlı ürtiker benzeri belirti­ler ve pigment artışına bağlı koyu renk lekeler de görülebilir.
Laboratuvar verilerinden en önemli­si idrarda ürobilin düzeyinin yüksekli­ğidir. Kandaki direkt ve indirekt bilirubin düzeyi de bir miktar artmıştır. Plazma protronıbin etkinliğinde bu aşamada önemli bir azalma yoktur. Bromsülfoftalein temizlenme hızı bir ölçüde uza­mıştır (45 dakika sonra yüzde 5-15′i ka­lır). Kanda demir düzeyi yükselebilir. Kan transaminazları bazen hafif artar, ama bazı olgularda normalin iki ya da üç katına ulaşabilir. Serum proteinleri dengesinde önemli bir bozukluk yoktur. Kanda toplam kolesterol artabilir; esterleşmiş ve toplam kolesterol arasındaki oran hemen her zaman düşmüştür

karaciger-yetmezligi

GİTTİKÇE AĞIRLAŞAN KARACİĞER  YETMEZLİĞİ

Akut ve özellikle de kronik bütün karaciğer hastalıklarında ortaya çıkabilir; kronik karaciğer iltihabı, siroz, inatçı safra tıkanması gibi hastalıklarda ko­layca gelişebilir.
Belirtileri hafif karaciğer yetmezliği belirtilerine benzer, ama daha şiddetli­dir. İştahsızlık, halsizlik, zayıflama ve
bağırsak bozuklukları çok daha belir­gindir. Yıldız biçimli damar genişleme­lerinin hızla artması da ağırlaşan karaci­ğer yetmezliğini düşündürür. Ayrıca ki­şilik ve davranış değişiklikleri biçimin­de ruhsal belirtiler görülebilir. Yemek­lerden sonra uyuklamanın yanı sıra has­ta genellikle geceleri de uykusuzluk çe­ker.
Safra tıkanmasına bağlı olmayan türlerinde de sarılık ya da hafif sarılık ortaya çıkabilir. Dolaşım bozuklukları ve özellikle tansiyon düşüklüğü görü­lür.
Cinsel işlevlerde bazı bozukluklar belirir. Erkekte erbezlerinde gerileme (atrofi), cinsel istek ve güçte azalma, memelerde büyüme (sirozda), kadında ise dölyatağında gerileme ve âdet dü­zensizlikleri görülebilir.
Kanamayla ilgili belirtilerin başında özellikle bacaklarda olmak üzere leke (peteşi) biçiminde küçük kanama odak­ları, çürükler, iğne yerleri çevresinde kan toplanması, burun ve dişeti kana­maları ve düzensiz dölyatağı kanamala­rı gelir; bazen de kas içinde pıhtılaşmış kan birikmesi (hematom) görülür. Kapı toplardaman sisteminde kan basıncının yükseldiği olgularda bu durumdan kay­naklanan mide-yemek borusu kanama çok ağır olabilir. Öte yandan kanda amonyak düzeyinin yükselmesi ve ka­raciğer hücrelerinin kansız kalmasıyla da bir kısır döngü yerleşir.
Laboratuvar verileri hafif karaciğer yetmezliğidekilere benzer, ama daha şiddetlidir. İdrarda ürobilin daha yük­sektir; protrombin etkinliği yüzde 70′in altına düşmüştür. Bromsülfoftalein testi 45 dakika sonunda karaciğerde temiz­lenmeyen miktarın yüzde 20′den fazla olduğunu gösterir.

AĞIR KARACİĞER YETMEZLİĞİ

Ağır karaciğer yetmezliği evresine ge­çiş akut karaciğer atrofisinde (doku ge­rilemesi) olduğu gibi bazen çok hızlı­dır. Kronik karaciğer hastalıklarında ve özellikle sirozda ise yavaş ve aşamalı­dır. Ama çeşitli etkenler bu süreci hız­landırabilir.
Hastalığın gelişmesini hızlandırıcı koşullar arasında mide-yemek borusu kanamaları, yineleyen enfeksiyonlar, bağırsaklarda aşın mayalanma, tiazit grubu idrar söktürücü ilaçların denetim­siz kullanımı, iğneyle karından birçok kez sıvı alınması ve buna bağlı elektro­lit kaybı, akut alkolizm, morfin, barbi-türatlar, amonyum tuzu ya da metiyonin gibi maddeler ve aşırı proteinli bes­lenme sayılabilir.
Ağır karaciğer yetmezliğinde orta­ya çıkan klinik tablo da çok çeşitli ola­bilir.

KARACİĞER YETMEZLİĞİNİN GENEL TEDAVİSİ
Birçok değişik karaciğer hastalığından kaynaklanabilmesi, farklı biçimlerinin bulunması ve ağırlığı değişen aşamala­rının olması nedeniyle her karaciğer yetmezliğinde geçerli olabilecek bir te­davi belirlenemez. Her olguda hastanın kişisel özelliklerini ve bozulan karaci­ğer işlevlerini dikkate alarak tedaviyi planlamak hekimin görevidir. Öncelikle yapılması gereken karaciğer yetmezliği­nin nedenlerini araştırmak ve tedavide bu­nu hedef almaktır.
Genel sağlık önlemleri ve beslenmeye dayalı tedavi.
Diyet (perhiz) tedavinin temelidir. Te­davide aşağıdaki koşullara uyulması ge­rekir:
• Orta boy ve ağırlıkta bir hasta günde 2.000-2.500 kalori ve vücut ağırlığının her kg’si için en az 1 gr protein almalı­dır. Öğünlerde az miktarda ve sık ara­lıklarla yemek önerilir.
• Yeterli vitamin almalıdır. Alkolizme ve safra sistemine bağlı sirozda C vita­mini desteği gerekir; özellikle sanlık ol­gularında K vitamini gereksiniminin be­lirteci olarak protrombin zamanı iyi denetlenmelidir.
• Özellikle alkolikler yüksek miktarda protein ve kalori almalıdır. Ödem oluşan ve karın boşluğunda sıvı biriken hasta­larda sodyum ve su alımı sınırlanmalıdır (besinlerdekinden başka günde 1 İt su).
• Alkollü içkiler tümüyle yasaklanmalı­dır. Hastanın beslenmeyle gerekli mik­tarda kalori alamadığı durumlarda ya da ağır karaciğer yetmezliğinde perhize ek olarak toplardamardan glikoz eriyikleri verilmelidir. Hastaya
- yüzde 10 (1 litre-450 kalori) ya da yüzde 20-40 (bu durumda flebiti önle­mek için bir kateter aracılığıyla) glikoz eriyiği ya da
- damarları daha az tahriş etmesi nede­niyle yüzde 10 früktoz eriyiği verilebi­lir.
İleri yetmezlik olgularında hasta gü­nün büyük bölümünü yatakta geçirmeli­dir. İlaç tedavisi
• Karaciğeri koruyucu ilaçlar
Çok çeşitli yapıda ilaçlar bu başlık altında toplanır, ama bunlardan hiçbiri­nin gerçekten etkili olduğu kanıtlan­mamıştır.
Karaciğeri koruyucu ilaçların teda­vide yaygın olarak kullanılmasının sağ­lam bir gerekçesi yoktur. Olguların bü­yük bölümünde de bunlar plasebo etki­sinden fazlasını göstermez.
• Komplikasyonlara yönelik ilaçlar
Karaciğer yetmezliğinin tedavisinde gerçekten etkili ilaç yoktur, ama vücu­dun su toplaması, kanama gibi kompli­kasyonlara yönelik tedavi yapılır.

Yorumlar