Kist Hidatik

Ülkemizde en sık görülen paraziter kistik hastalıktır. Hayvancılığın özellikle koyun sığır yetiştiriciliğin yaygın olduğu bölgelerde yoğun olarak görülmektedir. Hastalık yapan bir Echinococcus granulosus adı verilen parazittir. Nadirde olsa Echinococcus alveolaris dediğimiz parazitte bu hastalığı yapabilir. Bu parazit etçil memelilerin (köpek v.b.) bağırsaklarında larva veya kist şeklinde otçul memelilerin iç organlarında yaşar. Paraziti taşıyan etçil memeliler dışkılarıyla bu parazitlerin yumurtalarını dışarı atarlar. İnsanlar infekte olmuş sebze v.s. yiyecekleri yiyerek parazitin yumurtasını alırlar. Burda otçul memeliler gibi insanlar arakonak görevi görür. İnsan bağırsağına alınan yumurtalar burda embriyoya dönüşerek kana geçerek karaciğer v.s. organa taşınır. İnsanda kistlerin en fazla oluştuğu yer karaciğerdir. Bu embriyoların bir kısmı karaciğerden sistemik kan dolaşımına katılarak akciğer, dalak, böbrek, kemik, beyin v.s. organlara taşınabilir.
----------------------------------------
Hidatik kist hastalığı başta köpekler olmak üzere kurt, çakal, dingo gibi et yiyicilerin ince bağırsaklarında yaşayan Echinococcus granulosus adı verilen parazitin yol açtığı hastalıktır. Günümüzde hastalık Asya’nın hemen her bölgesinde, Güney Amerika’da, Kuzey Afrika’da, Avustralya’da, Avrupa’daise Yugoslavya, Bulgaristan, Yunanistan ve ülkemizde sık gözlenmektedir. Hastalık hayvanlarda görülür, insanlara temiz olmayan yiyeceklerdeki ve sudaki görülmeyen parazit yumurtalarını yemeleri ile bulaşır. Ağızdan alınan yumurta karaciğere giderek kist halini alır. Buradan da akciğere gider. Beyin, kemik, kas, böbrek, dalak ve diğer organlara da yayılabilir. Büyükbaş hayvan, koyun ile uğraşanlarda ve köpek, kurt gibi hayvanların dışkılarıyla yakın temastaki kişilerde görülür.Karın ağrısı, kaşınma, öksürük, kanlı balgam, göğüs ağrısı ve ateş kişilerde görülebilecek belli başlı şikayetlerdir. Bazı kişilerde ise çok büyümedikçe hiçbir şikayete neden olmazlar. Bu kişilerde çoğunlukla başka bir sebepten dolayı çekilen akciğer grafilerinde tesadüfen bulunur. Bunun dışında tanı koymada birçok görüntüleme yönteminden ve bazende kan testlerinden yararlanılır. Akciğer filmi, akciğer tomografisi, akciğer ultrasonu ile akciğerdeki kistlerin tanısı konur. Parazite karşı vücudun oluşturduğu antikorlarlar da ölçülebilir, ancak negatif olmaları halinde hastalığı ekarte ettirmezler. Kistle mutlaka takip edilmeli ve ya ilaç tedavisi ile ya da cerrahi olarak tedavi edilmelidirler. Çünkü tedavi edilmeyen kistler patlayabilir ve içindeki sıvının dağılması nedeniyle ciddi rahatsızlık oluşturabilir. Ateş, tansiyon düşüklüğü yapabilir, şoka ve hatta ölüme kadar götürebilir. Ayrıca vücudun diğer organlarına da sıçrayabilir. Akciğer kist hidatiklerinin kesin tedavisi cerrahidir. Akciğer dokusu çıkarılmadan sadece kist çıkarılır. Kistin çıkarılmasından dolayı oluşan boşluk dikilerek kapatılır. %10-20 ihtimalle hem akciğerde hem de karaciğerde kistler bulunabilir. Bu durumda her iki organdaki kistlerin de cerrahi olarak çıkarılmaları gereklidir. İlaç tedavisi de kist hidatik tedavisinde kullanılan bir yöntemdir, kistin içerisindeki sıvıya geçerek kistin ölmesine neden olurlar. Ancak kistin tamamen yok olmasını sağlayamazlar. Yan etkilerinin olması nedeniyle cerrahi tedavi öncesi veya sonrasında kullanılması önerilir.
-------------------------------------------
Kist Hidatik Hastalığı ile Mücedale

Ülkemizdeki önemli paraziter hastalıklardan birisi Kist Hidatik hastalığıdır. Özellikle kurban bayramlarında kesilen hayvanların hastalıklı doku ve organlarının çevreye atılması, Kist Hidatik açısından risk teşkil etmektedir. Hastalıkla mücadele ve korunmada toplum farkındalığının artırılması amacıyla Başkanlığımızca afiş, bez afiş ve broşür hazırlanmış olup, Halk Sağlığı Müdürlüklerimize gönderimine başlanmıştır. Ayrıca yayınlanan dokümanlar kullanılarak yerel olarak basımı dasağlanabilecektir.
Kist hidatik brosur-1Kist Hidatik Afiş (pdf)
Kist Hidatik Bez Branda (pdf)
Kist Hidatik Broşür (pdf)
Kurban Seçimi ve Kesiminde Dikkat Edilecek Hususlar:
Kurban Bayramı sebebiyle hayvanlarla daha fazla temas edilmesi ve kurban eti tüketilmesi bazı zoonotik hastalıklara maruz kalma riskini de artırmaktadır. Bu nedenle Kurban Bayramında kurbanlık hayvan alımından başlayarak etlerin tüketilmesine kadar sağlık ve hijyen kurallarına azami dikkat edilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda:
- Kurban Bayramında kurbanların belediyelerin belirlediği kurban kesim yerlerinde ya da mezbahalarda kestirilmesi,
- Kurbanlık hayvanın kesinlikle Veteriner Hekim kontrolünden geçmiş sağlıklı hayvan olduğuna dikkat edilmesi,
- Kesim işleminin hijyenik yerlerde ve ehil insanlar tarafından yapılması,
- Kesim sonrası hayvanların hastalıklı organlarının ve atıklarının gelişigüzel ortalığa atılmaması ve köpek gibi etçil hayvanlara kesinlikle çiğ olarak yedirilmemesi,
- Kesilen hayvanlara ait kistli iç organlar ve her türlü atığın derin bir çukura gömülüp bulunabiliyorsa sönmemiş kireç dökülerek kapatılması,
- Kurban kesen, hayvanı yüzerek et taksimi yapan kasap ve yardımcıları ile kurban sahiplerinin etle temas eden uzuvlarında yara olmaması, bu durumda olanların kesim, yüzme ve et taksimi işini yapmaları zorunlu ise hijyenikeldiven kullanmaları,
Kurban etlerinin iyi muhafaza edilmesi ve iyice pişirildikten sonra tüketilmesi önemlidir.
Dikkat Edilmesi Gereken Hayvan Hastalıkları:
Kist Hidatik (Kist Hastalığı):
Ülkemizdeki önemli paraziter hastalıklardan birisi Kist Hidatik hastalığıdır. Özellikle kurban bayramlarında kesilen hayvanların hastalıklı doku ve organlarının çevreye atılması Kist Hidatik Hastalığı açısından risk teşkil etmektedir.
Kist Hidatik Hastalığı insanların karaciğer, akciğer, dalak, beyin gibi iç organlarında kistler oluşturarak ölüme sebep olabilen bir hastalıktır. Paraziti taşıyan köpek, kedi, çakal, tilki, kurt gibi hayvanların dışkısı ile parazitin yumurtaları etrafa saçılır. Kurumuş köpek dışkısı içindeki yumurtalar toz halinde uçuşur ve rüzgar ile dağılarak insan yiyecek ve içeceklerinin üzerine konabilir. Meyve ve sebze gibi yiyecekler bu yumurtalarla kirlenir. Bu şekilde kirlenmiş yiyeceklerin yenilmesi,  rüzgar ile uçuşan yumurtaların solunum yoluyla alınması ve paraziti taşıyan köpeklerin sevildikten sonra ellerin iyice yıkanmaması gibi nedenlerle hastalık insanlara bulaşır.
Hasta koyunların, keçilerin ve sığırların kistli sakatatlarını yiyerek paraziti alan köpeklerin dışkıları ile parazit yumurtaları çevreye saçıldığından parazit yumurtalarının bulaştığı yiyeceklerin yenilmesi ve suların içilmesi hastalığın insanlara bulaşmasında önemli rol oynar.
Kist Hidatik Hastalığından korunmak amacıyla,
- Hayvanlar veteriner hekim denetiminde olan,  şartlara uygun hazırlanmış yerlerde kesilmeli, sokaklarda hayvan kesilmemeli,
- Kurban Bayramında kesilen hayvanların kistli organları köpeklere yedirilmemeli, derin bir çukura gömülmeli ve mümkünse üstüne sönmemiş kireç dökülerek kapatılmalı,
- Kaynağı bilinmeyen sular içilmemeli, sebze ve meyveler iyice yıkadıktan sonra tüketilmelidir.
Şarbon (Çoban çıbanı, Karakabarcık):
Ülkemizde görülebilen gıda kaynaklı zoonotik hastalıklardan biri de şarbon hastalığıdır. Şarbon, özellikle sığır, koyun, keçi, deve gibi ot yiyen hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalıktır.
Şarbon insanlara üç şekilde bulaşmakta ve bulaşma şekline göre de isimlendirilmektedir. Deri şarbonu, hasta hayvanlara, bunların dokularına, bu hayvanların kirletmiş olduğu eşya veya malzemelere temas edilmesiyle; bağırsak şarbonu, şarbon mikrobuyla bulaşmış gıdaların, özellikle de şarbonlu hayvanların etlerinin yenmesiyle; akciğer şarbonu ise şarbon sporuyla bulaşık tozların veya hayvan tüylerinde ve kıllarında bulunabilen sporların solunmasıyla bulaşmaktadır.
Şarbon hastalığından korunmak amacıyla;
Şarbonlu olduğundan şüphelenilen hayvanlar asla kesilmemeli, derileri yüzülmemeli ve etleri tüketilmemelidir.
Şarbondan ölen hayvanlar 2 metre derinliğinde çukurlar açılarak gömülmelidir.
Toksoplasmosis:
Toksoplasmosis insan ve hayvanlarda Toksoplasma gondii’nin yol açtığı tarafından şekillendirilen ve tüm vücudu etkileyen bir enfeksiyondur. Toksoplasma dünyada insan, evcil ve yabani hayvanlarda en çok görülen parazitlerden biridir. Ülkemizde doku kistlerinin oluştuğu hayvanlardan koyunlarda sıkça rastlanmakta olup, sığırlarda ise Toxoplasma kısa bir süre canlı kalabilmekte ve o nedenle sığır etlerinde çok ender olarak doku kistlerine rastlanabilmektedir.
Diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi toxoplasmosis ile mücadele de korunma esastır. Hayvansal dokulardaki kist 3-4 hafta kadar canlılığını koruyabilmektedir. Bu noktada özellikle koyun ve kuzu eti önem taşır ki bunlar çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemeli, çıplak elle et, sakatat gibi yiyeceklere dokunulmamalıdır. Et ve sakatat grubu yiyecekler iyice pişirildikten sonra yenmelidir.
Teniyoz (Şerit Hastalığı):
Tenyozun önlenmesi için de etler çiğ veya az pişmiş olarak yenmemelidir. Etler renkleri pembeden griye dönene kadar pişirildikten sonra tüketilmelidir. Etlerde bulunan larvalar dondurularak da harap edilebilir. Etlerin tuzlanması, kurutulması, tütsülenmesi ve mikrodalga gibi yöntemlerle muamele edilmesi durumunda parazitin canlılığını devam ettirebileceği akılda tutulmalıdır. 

Yorumlar