Alternatif Tıbbın En Yenisi: Biorezonans

Doğal tıbbı alternatif ve tamamlayıcı tıptan ayıran unsurlar nelerdir?
Günümüzde doğal tıp, alternatif tıp, tamamlayıcı tıp kavramları birbiri ile iç içe geçmiş, aynı anlamda kullanılır olmuş durumdalar. Aslında her biri farklı anlamlar taşıyor.
Doğal tıbbı diğer tıp yaklaşımlarından ayıran unsurları ise şöyle açıklayabiliriz:
Doğal tıp (Almanca'da naturheilkunde,İngilizce'de naturopathy veya naturopathic medicine); hastalıkların önlenmesi ya da tedavi edilmesi amacıyla insan vücudunun yaradılışından gelen, doğal olarak kendiliğinden sahip olduğu güçlerini harekete geçirmeyi esas alır. Doğal tıpta hasta bütünsel şekilde ele alınmaya çalışılır. Kişiye özgü tedavi programı uygulanır.
Alternatif tıp, insan vücudunun sahip olduğu güce güç katmak için bitkiler, sesler, renkler, enerjiler gibi yine her biri doğadan gelen güçleri kullanır. Kişiye özgü tedavi programı uygulanır.
Modern tıpta hastalıkların giderilmesi edilmesi için ameliyat ve ilaç tedavisi ağırlık kazanır. Görüntüleme cihazları, radyografi, manyetik rezonans, tomografi, biopsi, kan ve idrar tahlilleri gibi modern teşhis araçlarından yararlanılır. Hastanın bütünsel ele alınmasından ziyade lokal, hatta hücresel tedavi yapılır.
Tamamlayıcı tıp ise, bir hastanın tedavi sürecinde doğal, alternatif ve modern tıp metodlarından en az ikisinden birden yararlanması durumunu tanımlar.
Yöntem ne olursa olsun, sağlıkla ilgili konularda mutlaka tıp doktorlarına danışmak gerekir. Doğalı, alternatifi, tamamlayıcısı, tüm tıp yöntemleri tıp doktorları tarafından ya da tıp doktorlarının gözetiminde uygulanmalıdır.
Bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Özellikle bitkisel ilaçların da bir ilaç olduğu, doktora danışmadan kullanılmaması gerektiği ne yazık ki çoğunlukla göz ardı ediliyor. Oysa her bitki her bünyeye iyi gelmeyeceği gibi yan etkileri de olabilir. Aynı şekilde ozon, akupunktur, hipnoz gibi uygulamalar da doktor gözetiminde gerçekleştirilmelidir.
Ağrısız, acısız, yan etkisiz, tamamen biyolojik biorezonans tedavi yöntemi nasıl uygulanır?
Biorezonans tedavisi, batıda doğal tıp, ülkemizde alternatif tıp başlığı altında yer alıyor. Biorezonans tedavisinde insan vücudunun doğal olarak yaydığı titreşimler esas alınırken, biorezonans cihazı gibi ileri bir teknolojik cihazdan yararlanılıyor. Kişinin içinde bulunduğu zihinsel, ruhsal ve bedensel koşullar bir bütün olarak göz önüne alınarak kişiye özgü tedavi programı uygulanıyor.
Bitkisel, kimyasal ya da sentetik herhangi bir ilaç takviyesi yapılmadığından herhangi bir yan etkisi de yoktur. Batıda 30 yıldır yaygın olarak kullanılan, ülkemizde ise yeni tanınmakta olan biorezonans tedavisi; özetle ağrısız, acısız, ilaçsız ve yan etkisiz, tamamen biyolojik bir yöntemdir. Yaş ve cinsiyet bağımsız olmak üzere herkese, hatta bebeklere, çocuklara ve hamilelere de uygulanabilir.
Biorezonans tedavisini daha iyi anlatmak için şöyle de diyebiliriz: Vücudumuzun tüm organlarının yaydığı bir elektromanyetik frekans var. Tıpkı makinalar gibi. Bir televizyonun yaydığı dalganın şiddeti 5 GHz ise, organlarımız, hücrelerimiz ve dokularımızın frekansları bunun 1000'de 1'i kadar olabilir. Ama sonuçta her insanın bünyesinde kendine özgü aralıklarda yayılan bir frekans var. Hastalıklı dokulara yaydıklarının tam aksi yönde frekans yollayarak bu hastalıklara karşı savaşma yöntemine ise biorezonans tedavisi diyoruz.
Bazen vücudumuzdan kötü sesler yükselir. Bu sesleri biorezonans cihazıyla duyabiliriz. Ve biorezonans terapisiyle düzeltebiliriz. Biorezonans, alternatif tıbbın teknolojideki en ileri boyutudur.
Biorezonans tedavisini sadece tıp doktorları ve tıp doktorlarının gözetiminde terapistler uygulayabilir. Tıp doktoru olmayıp da biorezonans tedavisi yaptığını ileri sürenlerden kaçınmak gerek.
Kanser, alerji, fıtık, migren gibi belli başlı hastalıkların tedavisine biorezonansta nasıl yaklaşılır?
Biorezonans tedavisine muayene ve anamnez (yani hastayla ilgili ön bilgi edinme süreci) ile başlıyoruz. Hasta hangi şikayetle gelmiş olursa olsun öncelikle mutlaka kan alıyoruz ve hem genetik kaynaklı, hem de çevresel faktörlerden kaynaklı hastalıkları araştırıyoruz. Aldığımız kan örneğinde 6400 maddenin taramasını yapıyoruz.
Alerjenler, virüs, bakteri, parazit, ağır metal kimyasal maddeler, çene toksinleri, gıda katkıları, kanser hücreleri de dahil olmak üzere kapsamlı bir araştırma yapılıyor. Bu saydıklarımızın kanda frekans kodları var mı, diye bakıyoruz. Varsa mutlaka o hastalık da var demektir. Ardından ortaya çıkan tabloya göre ve tamamen kişiye özgü olarak tedavi planı uyguluyoruz.
Bu tedaviyi hem şikayet olan rahatsızlık için uyguluyoruz; hem de eş anlı olarak sebebiyet veren, tetikleyen alerjileri de temizliyoruz. Alerjiler bağışıklık sistemini yorar ve tüm hastalıklar da bağışıklık sistemi güçlü olmadığından ortaya çıkar. Bu nedenle alerjilerin temizliğine büyük önem veriyoruz.
Terapiler hastalık grubuna göre haftada 2 ila 15 günde 1 aralığında tekrarlanıyor ve ortalama 1,5 saat sürüyor. Tedavi bittikten sonra üç ayda bir kontrollarla hastamızı takip ediyoruz.
Örneğin kanser hastalarında kanserli hücrelerin frekans kodlarını tespit ediyoruz. Frekans kodları, tıpkı parmak izi gibi kişiye özeldir. Bunu tespit ettikten sonra tam tersi frekans yükleyerek hastalığı nötrleştirmeyi, yani ortadan kaldırmayı hedefliyoruz.
Aynı şekilde alerjide, migrende, reflüde ve diğer birçok hastalıkta da tedavimiz biorezonansın temeli olan hastalıklı hücrelere yaydıklarının tam aksi yönde frekans yollayarak olumsuzlukları nötrleştirmeye dayanıyor.
Fıtıkta ise ters frekans değil, güçlendirme frekansı kullanıyoruz. Aynı frekansı dokuya güçlendirerek verdiğimizde, yokuş yukarı çıkarken birisi kolunuza girmiş gibi oluyor.
Bazı hastalıkların tedavi süreçlerini aşamalarıyla şöyle anlatabiliriz:
Dr. Sinan Akkurt'un tüm hastalara umut verecek ailesini yaşama bağlama öyküsünü öğrenebilir miyiz?
Benim biorezonans alanındaki ilk hastalarım annem ve kız kardeşim oldu. Aynı anda ikisinin de kanser hastası olduklarını öğrendik. Üstelik kız kardeşim 32 haftalık hamileydi. Annem mide zarı kanseri, kız kardeşim ise meme kanseri olmuştu.
Biorezonans tedavisini ilk olarak onlara uyguladım ve sonuç başarılıydı. Tabi bu tedaviyi klasik tıp yöntemlerinin yanında aldılar. Ardından bu alanda ilerlemeye karar verdim. Kanser alanındaki bu deneyimlerim nedeniyle Almanya'da her yıl düzenlenen Bicom Uluslararası Biorezonans Kongresi'ne konuşmacı olarak davet edildim. Biorezonans metodunun en önemli avantajlarından biri de hiçbir yan etkisi olmadığı için klasik tıbbın önerdiği ilaçlar ya da kemoterapi, radyoterapi gibi yöntemlerle eş anlı olarak uygulanabilmesi. Biorezonans, hem kemoterapi ve radyoterapinin etkinliğini artırıyor, hem de bulantı, halsizlik, radyasyon yüklenimi gibi yan etkilerini ortadan kaldırıyor.

Yorumlar