Kuduz

Kuduz hayvanın ısırması ve salyasının insan vücudundaki herhangi bir sıyrıktan girip, kana karışması sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır.

 Tıp dilinde rabies veya hydrophobia denir. Kuduz virüsü, vücuda girdikten sonra sinir sistemine yerleşerek, beyne kadar gelir ve orada iltihap yapar. Bu iltihaplanma, ısırıldıktan sonra geçen 7 ila 60 gün arasında meydana gelir. Bu nedenle kuduz aşısının bu süre içinde yapılması gerekir. Kuduz belirtileri ortaya çıktıktan sonra yapılacak kuduz aşısı ile kuduz serumunun kıymeti yoktur. Kuduz hastalığının başlangıcında, yorgunluk, durgunluk, sinir bozukluğu, baş ağrısı ve kalpte sıkışma görülür. Hasta yerinde duramayacak kadar sıkıntılıdır. Bir süre sonra boğaz ve solunum yollarındaki kramplar başlar. Bu dönemde sudan da korkmaya başlar. Kuduz şüphesi olan bir hayvan ısırdıktan sonra ısırılan yerden bol kan akıtılır. Sonra oksijenli suyla yıkanıp, tentürdiyot sürülür. Bu işlem sık sık tekrarlanır.
----------------------------------------------
Virüslerin yol açtığı, sıklıkla hayvanlardan insana bulaşan, beyni ve omuriliği (merkezi sinir sistemi) etkilediği için ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. Kuduza neden olan virüs, memelilerin ve kuşların (sıcakkanlı hayvanlar) hücrelerinde yaşayabilir. Kuduz bir hayvanın insanı ısırmasıyla bulaşır. Kurt, tilki, yarasa, tavşan gibi hayvanlarda kuduz virüsü oldukça yaygındır. Bu yabani hayvanlarda yaygın bir şekilde bulunmasına rağmen, virüsün insanlara bulaşmasına neden olan hayvanlar sıklıkla kedi ve köpek gibi evcil hayvanlardır.

Bu hayvanların salyasında bulunan kuduz virüsü, hayvanın ısırmış olduğu yerdeki yaradan içeriye girer. Daha sonra yavaş yavaş ilerler ve beyne ulaşır. Bu yüzden hastalığın kuluçka süresi 10 gün ile 6-8 ay arasında değişir. Hayvanın ısırdığı yer, kafaya ne kadar yakın olursa kuluçka süresi de o kadar kısa olur.

KUDUZUN BELİRTİLERİ

Kuduza neden olan virüs beyne ve omuriliğe yerleştikten sonra kuduzun ilk belirtileri ortaya çıkar. Bundan sonra hayvanın, kuduz olup olmadığını anlamak çok kolaydır. Hayvan; huzursuz, tedirgin ve hırçındır. Çünkü virüsün yerleşmesiyle merkezi sinir sistemi uyarılmıştır. Hayvan daha sonra saldırgan bir hal alır ve diğer hayvanları ve insanları ısırmaya başlar. Bu döneme kudurma evresi denir. Bu süre içinde hayvanda felç belirtileri ortaya çıkar. Dolayısıyla su içmek istemez, tükürüğünü yutamaz ve ağzından salyalar akmaya başlar. Havlaması, boğazında bir şey varmış gibi boğuktur ve ışıktan rahatsız olur. Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra 4-5 gün içinde hayvan ölür. Bazı vakalarda saldırma ve kudurma belirtileri görülmez ve hayvan ağır bir felç geçirerek ölür.

İnsanda ortaya çıkan belirtiler de hemen hemen aynıdır. İlk dönemde çırpınma, huzursuzluk görülür. Bunu takiben kaslar ağrılı bir şekilde kasılmaya başlar ve felç gelişir. Şiddetli boğaz kası kasılmaları oldukça acı vericidir. Bu yüzden hasta kişi suyu içmekten ve görmekten çok korkar. Eğer hastalık belirtileri ortaya çıkarsa, merkezi sinir sistemindeki yutkunma ve nefes alıp verme refleksleri durur. Bu yüzden belirtiler başlayınca tedavi imkanı yoktur.
KUDUZ TEDAVİSİ

Hastalığın ancak kuluçka döneminde uygulanan koruyucu tedavi oldukça başarılı sonuçlar verir. Bu yüzden kuduz artık eskisi gibi korkutucu hastalıklar arasında değildir. Hastalığın bulaşmış olduğu düşünülen kişilere, vakit kaybetmeden aşı ya da bağışık serum uygulanır. Koruyucu tedavinin amacı budur. Etkisi zayıflatılmış kuduz virüslerinin hayvanlara aşılanmasıyla ve hayvanların kan serumunun insanlara şırınga edilmesiyle hayvanın kanında bulunan antikorlar kuluçka döneminde virüsleri öldürerek insanları ölümden kurtarır. 1885 yılında Fransız bilimci Louis Pasteur ilk olarak bu serumu uygulamıştır. Fakat virüs vücuda girdikten sonraki 24 saat içinde etkilidir. Bu yüzden kazanılan bağışıklık geçicidir. Bu sebeple, kuduz olduğu şüphelenilen bir hayvan ısırdığında 1 günü geçmeden koruyucu tedaviye başlamak gerekir. Kuşkulanılan her vakada aşı ya da serum uygulanmalıdır. Çünkü aşı da serum gibi geçici bağışıklık kazandırır.

Doğrudan etkisiz hale getirilmiş virüslerle yapılan kuduz aşısı önceleri kuduz hayvanların beyninden elde ediliyordu. Yaranın ağırlığına ve kafaya yakınlığına göre 2-3 hafta süreyle uygulanıyordu. Artık, laboratuvarlarda üretilen yeni kuduz aşısı (HDCV) ile koruyucu tedavi daha güvenli ve oldukça kolaydır. Kola şırınga edilerek yapılan bu aşı, ağır yan etkilere neden olmaz ve en kötü yaralarda bile bir kaç gün aralıklarla en çok 4 kez uygulanması yeterlidir.

KUDUZDAN KORUNMA

Kuduzdan korunmanın en etkili yöntemlerinden birisi hayvanlara düzenli olarak kuduz aşısının yapılması ve şüphelenilen hayvanların gözetim altına alınarak hastalığın yayılmasının engellenmesidir. Ayrıca tüm köpekler kaydedilmeli, başıboş ve sahipsiz hayvanlar bulundurulmamalıdır. Şüphelenilen durumlarda, hayvanlar 10 gün boyunca gözetim altında tutulmalıdır. Eğer bu süre sonunda hayvan ölmüyorsa kuduz değildir.

Kuduz şüphesi ile ölen hayvanların kafaları bozulmadan ambalajlanır ve buz içinde laboratuvara verilir. Eğer kuduz hayvanlar tarafından ısırılan bir başka hayvan, aşılanmamışsa öldürülmelidir. Öldürülemeyen hayvanlar ise en az 6 ay boyunca karantina altına alınmalıdır. Bu hayvanlar yakalandıktan sonra ve 6 ay sonra kuduz aşısıyla aşılanmalıdır. Eğer aşılı hayvan, başka bir hayvan tarafından ısırılmışsa yeniden aşılanmalı ve 3 ay boyunca gözetim altında tutulmalıdır.

İngiltere’de diğer ülkelerden gelen kedi ve köpekler çok sıkı karantina altında tutulur. Bu yüzden bu ülkede kuduz %100′e yakın önlenmiştir. Mesleği gereği kuduza yakalanma ihtimali olan kişiler düzenli olarak aşılanmalıdır.

Yorumlar