Nöroendokrin Tümörlerde Güncel Nükleer Tıp Tanı ve Tedavi Uygulamaları

Nükleer tıp uzmanı Prof. Dr. Ahmet Fırat Güngör, "İstanbul'da yaklaşık 10-15 bin nöroendokrin tümörlü hasta grubu var" dedi.


Emsey Hospital Akademi tarafından düzenlenen "Nöroendokrin tümörlerde güncel nükleer tıp tanı ve tedavi uygulamaları" konulu konferans, Türkiye'den 150 onkoloğun katılımıyla Green Park Otel'de başladı.

İki günlük konferansta katılımcılar, kanser hastalığıyla ilgili son gelişmeleri ve uygulanan en yeni yöntemleri tartışma imkanı buldu.

Emsey Hospital'da nükleer tıp uzmanı olan Prof. Dr. Güngör, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, nöroendokrin tümörlerin genel özellikleri ve tedavi seçeneklerini anlattı.

Nöroendokrin kanseri olan hastalarda klinik belirtilerin uzun süre ortaya çıkmayabileceğine dikkati çeken Güngör, şöyle devam etti:

"Nöroendokrin tümörler, vücudun birçok organını tutan özel bir tümör grubudur. Beyin, tiroid dokusundan mide, pankreas ve kalın bağırsak gibi tüm organları içeren özel bir tümör grubuna girer. Bu tümör grubunun teşhis ve tedavisi belirli özellikler taşımaktadır. Son yıllarda gerek dünyada gerekse ülkemizde güncel olarak kullanılan teşhis yöntemi "GA 68 PET" denilen görüntüleme yöntemidir. Bir sonraki aşamada yüksek tutunum gösteren tümörleri Lutesyum 177 denilen bir maddeyle tedavi etme şansımız oluşuyor."

Güngör, dünyada yaklaşık 10 yıldır uygulanan "Lutesyum 177 peptit"in Türkiye'de 2 yıldır belirli merkezlerde gerçekleştirildiğini aktararak, bu tedavinin tümörlü hastalarda yaşam süresini uzatıp, yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.

Hastalığın teşhisi konulduktan sonra tedavi sürecinin önemli olduğunu vurgulayan Güngör, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nöroendokrin tümörler o kadar karışıktır ki, sadece meme, akciğer ve kalın bağırsak kanseri grubunu oluşturmaz. Bu nedenle tümörün yaygınlığına göre, hastaların yaşam süreleriyle ilgili bir kanıt yok. Ancak 5-6-8 yıla kadar yaşayan hastalar oluyor. Hastalara uygun tedavinin yapılması gerekiyor. İstanbul'da yaklaşık 10-15 bin nöroendokrin tümörlü hasta grubu var. Bunlar teşhis aşaması olan hastalardır, teşhis konulmayan hastalar da mevcut olabilir."

Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Andaç Argon da nöroendokrin kanserleri türünün geçmiş yıllara göre arttığını belirterek, bu kanser türünün vücudun her yerinde görülebileceğini söyledi.

Kanserin ortaya çıktığı organlardan bahseden Argon, "Tedavide mutlaka multidisipliner yaklaşım olması gerekir. Bu takımda cerrah, radyolog ve onkolog yer almalıdır. Tedavide de esas olan 'RO rezeksiyon'dur. Yani geride hiçbir şekilde tümör bırakmayacaksınız" dedi.

Konferans, Türkiye'den çok sayıda uzman ve akademisyenin katılımıyla yarın da devam edecek.

Kaynak: AA

Yorumlar