Radyoloji (Tıbbi Görüntüleme) Hakkında Genel Bilgiler

Radyoloji nedir?
Röntgen ışınlarından istifade ederek vücudun iç organlarındaki hastalıkların teşhisi ve röntgen, gamma gibi diğer iyonize radyasyon metodları ile bu hastalıkların tedavisi ile de uğraşan tıp ilminin bir dalı. Radyoloji iki ana bölümde ele alınır. Birincisi teşhis radyolojisi, ikincisi tedavi radyolojisi, yani radyoterapidirradyoloji
Röntgen ışınları, 1895 yılında Wilhelm Conrad Röntgen tarafından bulunmuştur (Bkz. Röntgen Işınları). Röntgen veya X ışınlarının bulunmasından 20 yıl sonra uygulamada çok değişik metodlar bulunmuştur. Mesela; 1912 yılında kimografi tekniği (iç organların hareketinin incelenmesi), 1930
yılında pyelografi veya urografi tekniği (idrar yollarının filminin çekilmesi), 1939 yılında radyoizotoplar, 1947 yılında ise betatron ve radyoaktif kobalt bulunmuştur.
Tatbikatta röntgen ışınları yumuşak ve sert olarak ikiye ayrılır. Yumuşak x ışınlarının frekansı düşük, dalga boyu uzundur. Sert x ışınlarının ise dalga boyu kısa, frekansı yüksektir. Sertliğinin fazla olması x ışınlarının en büyük özelliği olup, cisimlerin içine girebilme özelliğiyle doğru orantılıdır. İçinden geçtikleri cismin atom ağırlığının artması, x ışınlarının bu özelliğini azaltır. x ışınları atom ağırlığı fazla olmayan kalın maddelerin içinden çok kolay geçebilirler.
Vücutta en fazla kemikteki kalsiyum, en az da hava, x ışınını absorbe eder (emer). Kan, kas ve yağ dokusu bu ikisinin arasında yer alır. İhtiva ettikleri kalsiyum miktarı fazla olan kemikler, filmde en ince ayrıntılarına kadar net olarak görünür. Mesela kemiklerdeki çatlaklar kolaylıkla röntgen filminde tespit edilirler. Akciğerlerdeki herhangi bir anormal hadise, lezyon (mesela bir apse), içindeki hava sebebiyle siyah-beyaz görüntü şeklinde kolaylıkla tespit edilirler. Barsak tıkanmalarında da gaz-mayi seviyesi, siyah-beyaz görüntü vererek, barsağın şiş ve tıkanık halkalarını ortaya çıkarır.
Röntgen filmlerinin çekimi için, özel olarak hazırlanmış odalar içine monte edilmiş röntgen ışını veren cihazlar gerekmektedir. Hastanın yatırılacağı masa, çekilecek filmin çeşitine göre değişiklik arz edebilir. Röntgen ışınlarının tespiti normal fotoğraf çekimi şeklindedir. Asetat selüloz üzerine yayılan gümüş bileşiği eriyiği, röntgen ışınlarına duyarlıdır. Film banyodan sonra incelemeye hazır vaziyete gelir. Röntgen ışınları vücudun kalın kemikli kısımlarında yansıma yaparak filmde istenmeyen gölgeler meydana getirir. Bu gölgelenmeleri önlemek için yansıyan ışınları yutan kurşun şeritlerden yapılmış elek levhalar kullanılır. Bu elekler, röntgen tüpü ile vücut arasında yer alır. Vücudun baş ve kalça gibi kısımlarında üç boyutlu görüntü elde etmek için, röntgen tüpüne iki konumdan tespit yaptırılır. Bu işlerin yapılabilmesi için röntgen cihazının tereoskopik film çekme düzenine sahip olması lazımdır. Röntgen şuaları, yoğunluğu farklı dokulara göre filmde iz bırakır. Az iz bırakan organlara dışardan özel maddeler verilerek sun’i olarak yoğunlaştırılır. Mesela, mideyi görünür hale getirebilmek için baryum sülfat eriyiği; kalın barsak filmi için baryum sülfatın reçine ile karışmış eriyiği; dolaşım sistemiyle kılcal bölgelerin filmi için iyotlu organik bileşikler; omurilik ve bronşların filmi için de iyotlu bitkisel yağ veya etiliyodofenil undesilat eriyiği kullanılır. Bu gibi maddelere radyoopak madde ismi verilir. Bu maddelerle yapılan röntgen tespit metodları, tatbik edildiği sahaya göre değişik isimler alır. Mesela; miyelografi (omurilik filmi çekme tekniği), angiorafi (damar filmi), kolesistografi (safrakesesi filmi), urografi veya piyelografi (böbrek ve idrar yolları filmi) gibi. Piyelografi ve anjiyografi, yerlerini hareketli sinema filmlerine benzer röntgen filmlerine terk etmeye başlamıştır.
Röntgen filmleri, birçok hastalığın teşhisinde oldukça önem taşımaktadır. Hatta bazı hallerde sadece röntgen filmleriyle kesin teşhis konabilmektedir. Kırıklar, çıkıklar, akciğer apsesi, mide delinmesi, barsak tıkanması bunlardan sadece birkaçıdır. Röntgen film ve tekniklerinin teşhis ve tedavideki öneminden dolayı radyoloji bir ihtisas dalı haline gelmiştir. Bu dalda ihtisas yapmış olan hekimlere, radyolog denmektedir.
Röntgen ışınlarının tıptaki bir uygulaması da radyoskopidir. Halk arasında ayna olarak da bilinen bu teknikte; röntgen ışınları neşreden bir kaynakla floresan bir ekran arasında bulunan bir kişinin herhangi bir organının mevcut ekranda (fluoroskopi veya radyoskopiyle) doğrudan doğruya tetkiki söz konusudur.
-----------------------------------------------------------------------
Üniversite sınavlarına hazırlanan ve Radyoloji bölümünü seçmeyi düşünen adaylara bu meslek hakkında bilgileri, puanlarını ve mesleğin geleceği hakkında bilgileri derledik. İşte Radyoloji Bölümü –  Mesleği hakkında bilgiler :
Radyoloji Bölümü Tanıtımı:
Radyoloji programı hekim tarafından x-ışınlarının gerek hastalığı tanısı (teşhis) gerekse tedavisinde kullanılması için yürütülen çalışmalarda ihtiyaç duyulan yardımcı elemanı yetiştirir. Radyoloji teknikerleri kamu hastanelerinde veya özel hastanelerde çalışabilirler. Bugün tıpta teknolojinin yeri giderek artmakta ve ileri teknik aygıtları kullanabilecek iyi yetişmiş elemanlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Programın Amacı: Radyoloji programı hekim tarafından X-ışınlarının gerek hastalığın tanısı (teşhis) gerekse tedavisinde kullanılması için yürütülen çalışmalarda ihtiyaç duyulan yardımcı elemanı yetiştirir.
Programda Okutulan Belli Başlı Dersler: Radyoloji programında öğrenciler matematik, fizik, biyoloji ve kimya gibi temel bilimler; anatomi, fizyoloji gibi temel tıp bilimleri ve radyoloji meslek dersleri alırlar. Ayrıca hastanelerin radyoloji laboratuvarlarında ve bağlı birimlerinde staj görürler.
Gereken Nitelikler: Radyoloji programında eğitim görmek isteyen kimselerin alet ve makinelerle çalışmaktan hoşlanan, mekanik konularına ilgili, el ve gözü eşgüdüm halinde kullanabilen, sorumlu ve dikkatli kimseler olmaları beklenir.
Mezunların Kazandıkları Ünvan ve Yaptıkları İşler: Radyoloji bölümünü bitirenlere “Radyoloji Teknikeri” ünvanı verilir. Radyoloji teknikeri hastanelerde hastaların hekim tarafından belirlenen şekilde filmlerini çeker; ışın tedavisi gören hastaların cihazlarını hazırlar ve uygular.
Çalışma Alanları: Radyoloji teknikerleri kamuya ait veya özel hastanelerde çalışabilirler. Bu alanda ihtiyaç duyulan eleman evvelce kurslarla yetiştirilmekteydi. Bugün tıpta teknolojinin yeri giderek artmakta ve ileri teknik aygıtları kullanabilecek iyi yetişmiş elemanlara daha çok ihtiyaç duyulmaktadır.
Radyoloji Nedir, Radyoloji Ne İş Yapar, Radyoloji Maaşları, Radyoloji İş İmkanları, Radyoloji İş Çalışma Alanları, Radyoloji Mesleği Hakkında Bilgiler, Radyoloji Bölümünün Geleceği, Radyoloji Bölümünü Seçecek Olanlarda Nasıl Özellikler Olmalı, Radyoloji Bölümü Tercih Edilir mi, Radyoloji Tanıtımı, Radyoloji Kazanç Durumu ve İş Olanakları, Meslek Rehberi, Radyoloji Mezunları Ne İş Yaparlar , Radyoloji Mezun Olduktan Sonra İş İmkanı Nerede Çalışırlar, Radyoloji İş Bulma Durumu
-----------------------------------------------------------------------------
Radyoloji (Radyodiagnostik) veya halk arasında eskiden kullanılan şekliyle röntgen doktorluğu, hastalıkların tanısı için yıllardır hizmet veren bir tıp alanıdır
---------------------------------------------------------------
Girişimsel Radyoloji nedir?
Geleceğin tedavi yöntemleri
Anjiografi, vasküler (damarsal) sistemin görüntülenmesinde uzun yıllardan beri kullanılagelmiş ve tanıda “altın standart” olarak kabul edilmiş bir yöntemdir. Bilgisayar teknolojisinin radyolojide yoğun kullanımıyla birlikte “ konvansiyonel ” anjiografi yerini “ Dijital Subtraksiyon Anjiografi ”ye (DSA) bırakmıştır.
DSA nın gelişimi ile birlikte vasküler patolojilerin (hastalıkların) mükemmel bir şekilde görüntülenmesi ve bu sayede de bu yöntemin rehberliğinde birtakım tedavisel işlemlerin yapılması mümkün olmuş ve “ Girişimsel Radyoloji ” olarak isimlendirilen yeni bir alanda gelişmeler hızlanmıştır.

Damar hastalıklarının tanısında, günümüz tıbbındaki gelişmelere paralel olarak gittikçe artan bir şekilde Renkli Doppler Ultrasonografi, BT Anjiografi, Manyetik Rezonans Anjiografi kullanılmaktadır. Bu tür gelişmeler ile birlikte, DSA tekniğindeki ilerlemeler de (sine anjiografi, rotasyonel anjiografi ve 3 boyutlu rekonstrüksiyonlar) işlemin invazivliğini azaltmış ve minimal invaziv (vücuda zarar vermeksizin) bir işlem haline gelmesini sağlamıştır. Özellikle kateter (işlemleri yaparken kullanılan mikroskopik ince borular) teknolojisindeki gelişmeler, kateter çaplarının iyice küçülmesine (3-4 F, yaklaşık 1-1,3 mm), kullanılan opak madde miktarının belirgin olarak azalmasına izin vermektedir. Bu sayede, anjiografik işlem sonrası uzun süreli yatak istirahati, hastanede kalma ve izlenme gibi sıkıcı bir durum ortadan kalkmış ve eskiden beri korkulagelen kanama, hematom (kan birikimi), emboli(pıhtı) veya disseksiyon (yırtılma) gibi komplikasyonlar pratikte yok farzedilebilecek kadar düşük bir orana indirilmiştir. Kullanılan noniyonik-isoosmolar (yeni geliştirilen düşük yoğunluklu) kontrast maddelerin(boyalı madde) minimal nöro-nefrotoksik etkileri, yüksek kontrast ve uzaysal rezolüsyonlu DSA cihazları sayesinde kontrast madde miktarının azaltılmış olması ve hatta renal yetmezlikli (böbrek yetmezlikli) hastalarda nefrotoksik etkisi bulunmayan MR kontrast maddelerinin anjiografi için kullanılabilir olması ve yakın gelecekte karbondioksit (CO2)nin kontrast madde olarak kullanılması bu yan etkileri de minimale indirmiştir.

Mikroponksiyon ve mikrokateterizasyon sayesinde tüm selektif vasküler incelemeler hastanın konforunu sağlamak üzere femoral (bacak damarı) ya da brakial-radial (kol damarı) arterden yapılır olmuştur. Femoral arter mikroponksiyonu ve mikrokateterizasyonu sonrası 4-6 saatlik yatak istirahati yeterli, olmakta, hasta ertesi gün normal günlük faaliyetlerini sürdürebilmektedir. Brakial veya radial arter ponksiyonu sonrası ise bu süre çok daha kısa olabilmektedir.

Günümüzdeki tüm noninvaziv görüntüleme tekniklerinin kullanılmasına karşın DSA, serebrovasküler (beyin damarları), karotis (şah damarı), abdominal aorta (karın damarı) ve ekstremite arter (kol-bacak damarları) patolojilerinin tanısında altın standard olma özelliğini korumaktadır. Bir serebral 4 damar anjiografik incelemesi (her iki karotis ve vertebral arterlerin selektif kateterizasyonu ve serebral arteriogram-parankimogram ve venogramların elde olunması 30 dakikadan fazla sürmemekte ve noniyonik-isoosmolar konrast maddelerin düşük basınçlı ve düşük hızda (DSA sayesinde) enjeksiyonu ile hasta işlemden dolayı herhangibir rahatsızlık hissetmemektedir.

Tüm bu yazılanları özetleyecek olursak, yüksek kontrast ve uzaysal çözümleme gücü sayesinde DSA nın avantajları:

-Minimal invaziv (mikroponksiyon ve mikrokateterizasyon),

-Düşük doz kontrast madde gereksinimi (noniyonik, isoosmolar),

-Kısa işlem süresi ve kısa süreli yatak istirahati,

-Büyük, orta ve küçük boy arterler ile birlikte kapiller, parankim ve venöz yapıları aynı anda en iyi görüntüleyebilme ve dinamik-hareketli görüntüler sağlayabilme özelliği,

-Günümüzdeki en önemli avantajı ise, mikrokateter-mikrobalon ve stent teknolojisindeki hızlı ilerleme ile “Girişimsel Radyolojik Tedavi Yöntemleri” ne olanak sağlamasıdır.

Günümüzde mikrokateter teknolojisi öyle ilerlemiştir ki mevcut 0.0010 inch (¼ mm) mikrokateterler ile vücutta tüm damarsal uç noktalara endovasküler yoldan ulaşılabilir olunmuştur.

Mikrokateter teknolojisi yanısıra daralmış-tıkalı vasküler yapıları tedavi etmek (“Perkütan Transluminal Anjioplasti-PTA işlemi”) amacı ile ultra-ince, ultra-fleksibl anjioplasti balonları, hafızalı metal alaşımlardan yapılmış, vücut ısısı ile damar içinde olması gereken şeklini alan stentler ve stent-graft'ler geliştirilmiştir. Bunların yanısıra, patolojik damarsal yapıların veya herhangibir aktif kanamanın, anevrizmanın endovasküler yoldan tıkanması için (“embolizasyon işlemi”) her geçen gün yeni yapay embolizan ajanlar geliştirilmektedir.

İşte DSA ve kateterizasyon teknolojisindeki bu gelişmeler sayesinde yapılabilen işlemlerden bazıları şunlardır:

• Girişimsel nöroradyolojik işlemler ,

• İntrakranial anevrizmaların (kafa içi damar baloncuklarının) kendiliğinden ayrılan platin mikrosarmallar ile elektrotromboz ve embolizasyonu ( Resim de intrakranial anevrizmanın embolizasyon öncesi ve sonrasında (1) , (2) komplet oklude olmuş anjiogramları görülmektedir.),

• Serebral arteriovenöz malformasyonların (AVM) (kafa içi damar yumaklarının) mikrokateterler ile embolizasyonu ( Resimde parietal yerleşimli serebral arteriovenöz malformasyonun embolizasyon öncesi ve sonrası anjiogramları görülmektedir.),

• Akut inme (stroke) durumunda tombus (tıkanmış damar) içine mikrokateter ile ulaşıp streptokinaz, ürokinaz, tPA enjeksiyonu ile lokal intraarteriyel trombolizis,

• Ekstrakranial veya intrakranial serebrovasküler yapıların (kafa içi ve dışı damar darlıklarının) atherosklerotik, fibromuskuler displastik veya arteritik stenozlarında perkütan transluminal anjioplasti ( Resimde sol internal karotisteki %80 üzeri kısa segment stenozun distal emboli proteksiyonu (1) , (2) , (3) ile stent (1) , (2) anjioplasti (1) , (2), (3) öncesi ve sonrası anjiogramları görülmektedir),

Bunların yanısıra glomus, menenjiom nazofarinks anjiofibromu vb gibi tümör embolizasyonları, lokal intraarteriyel kemoterapötik infüzyonları, massif epistaksis tedavisi gibi çok sayıda endikasyon da girişimsel nöroradyolojinin alanına girmektedir

• Periferik vasküler patolojiler ,

• Subklavian brakiosefalik ve ana karotis, vertebral arterler gibi supraaortik arterlerde stenoz, oklüzyon, subklavian çalma (steal), anevrizma gibi patolojilerin tedavisi ( Resimde sol subklavian arterdeki subklavian steal sendromu oluşturmuş yüksek dereceli stenozun anjioplasti ve stent implantasyonu ile tedavi öncesi ve sonrası anjiogramları izlenmektedir),

• Renal arter stenozu, renovasküler nedenli hipertansiyon ve böbrek yetmezliğinin endovasküler yoldan küratif tedavisinin sağlanabildiği bir diğer önemli patoloji grubudur. Renkli Doppler Ultrasonografi veya MR Anjiografi ile stenotik lezyonun saptanması sonrasında DSA, tanıyı kesinleştirmek ve aynı seansta anjioplasti ve stent implantasyonu ile lezyonun tedavisinde kullanılır (Resimde anjiografi ile renal arter stenozu saptanmış olan hastada, stenozun anjioplasti ile tedavisi öncesi ve sonrası DSA görüntüleri izlenmektedir),

• Aorto-iliak stenookluziv patolojilerde endovasküler tedaviler önemli bir rol oynamaktadır, infrarenal izole abdominal aorta stenozlarında, iliak arterlerin stenoz veya oklüzyonlarında perkütan endovasküler rekanalizasyon, anjioplasti ve stent implantasyonu uzun dönem patensi oranı ile başarılı sonuçlar vermektedir ( Resimde iliak arterdeki uzun segment kronik oklüzyonun rekanalizasyon ardından anjioplasti ve stent implantasyonu (1) , (2), (3) ile %100 dilatasyonu öncesi (1) , (2) ve sonrası anjiogramlar görülmektedir),

• Abdominal aorta ve iliak, femoral, brakial arterler gibi periferik arterlerin anevrizmalarında stent-graft'ler ile perkütan endovasküler tedaviler gittikçe artan bir sıklıkla uygulanmaktadır.

• Tümör embolizasyonları: hepatosellüler karsinom, kolorektal karsinom metastazları gibi tümörlerde kemoembolizasyon günümüzde klasikleşmiş bir tedavi yöntemi haline gelmiştir ( Resimde hepatosellüler karsinomun kemoembolizasyon öncesi MR , anjiografi ve kemoembolizasyon sonrası anjiografi ve BT kontrol görüntüleri izlenmektedir)

• Kronik böbrek yetmezlikli hastalarda hayata bağlantı yolu (“lifeline”) olarak kabul edilen hemodializ fistül ve kateter problemlerinin kontrol ve tedavisinde fistülogram ve venografik incelemeler önemli bir endikasyon grubunu oluşturmaktadır. Fistül stenozları, fistül drenaj veni veya santral venöz kateterizasyon sonrası santral venlerdeki stenozların anjioplasti ve stent ile tedavisi hemodializ yaklaşım yolunun ömrünü uzatmakta yaygın kabul görmüş tedavi yöntemleridir (Resimde hemodializ arteriovenöz fistülünün venöz komponentindeki yüksek dereceli darlığın anjioplasti ve stent implantasyonu sonrası tamamı ile normal hale geldiği izlenmektedir),

• Venöz girişimsel radyolojinin temel endikasyonları da pulmoner emboli profilaksisi için vena kava filtre implantasyonu, mekanik trombolizis, Bud Chiari sendromunda hepatik venöz dilatasyon, superior veya inferior vena kava sendromu semptomları mevcut olan hastalarda (cava invazyonu yapmış tm, striktür) stent implantasyonu ile kaval patensinin sağlanması, gittikçe artan sıklıkla kullanılan santral venöz kateterlerin, port kateterlerinin kullanımı ile sıklaşan kopmuş kateter fragmanlarının vasküler kementler ile transvenöz olarak ekstraksiyonu, transvenöz karaciğer biopsileri ve benzer birçok patolojidir ( Resimde tekrarlayan pulmoner embolili hastada vena kava inferiora yerleştirilmiş filtre (1) , (2) ve filtre sonrası filtre tarafından tutulmuş dev trombusun venografik görünümü izlenmektedir). TIPS (transjuguler intrahepatik portosistemik şant) uygulaması da siroz sonucu portal hipertansiyonun korkutucu komplikasyonlarını azaltmaya yönelik perkütan bir işlemdir.

Nonvasküler girişimsel radyolojik uygulamalar

Endovasküler girişimlerle birlikte C kollu skopi cihazları ve Ultrasonografinin birlikte kullanımı rehberliğinde çok sayıda nonvasküler patolojinin tedavi edildiği bilinmektedir. Bu grup ta “ nonvasküler girişimsel radyolojik uygulamalar ” olarak isimlendirilmektedir:

• Toraks ya da abdominal yerleşimli ve perkütan ulaşılabilir ve drene edilebilir görünen her türlü abse veya sıvı kolleksiyonu günümüzde perkütan tedavi edilmektedir. Bu tür patolojilerde cerrahiye ancak perkütan drenajın başarısız olması durumunda başvurulmaktadır ( Resimde pankreatik absenin perkütan drenaj öncesi (1) , (2) ve sonrası görünümü izlenmektedir),

• Üriner sistem patolojileri: Semptomatik renal kistlerin (ağrı vb yakınmalara sebep olan böbrek kistleri) drenaj ve skleroterapisi, üriner obstrüksiyonlarda perkütan nefrostomi, üreter striktürlerinde perkütan yaklaşım ile üreter balon dilatasyon ve stent yerleştirilmesi sayılabilir.

• Bilier sistem: Malign veya benign bilier obstrüksiyonlarda (safra kanalının iyi huylu veya kansere bağlı tıkanıklıkları sonrası gelişen tıkanma sarılığı) perkütan drenaj sonrası balon dilatasyon ve stent implantasyonu ile tıkanma ikterine balı semptomların palyatif veya küratif tedavileri sağlanabilmektedir ( Resimde koledokta malign darlığın perkütan drenaj ve stent yerleştirilmesi öncesi (1) , (2), (3) ve sonrası kolanjiogramları izlenmektedir),

• Kist hidatik, (karaciğer paraziter kisti) ülkemizde hala önemini koruyan bir problemdir. Son yıllarda karaciğer kistlerinin perkütan aspirasyon ve skleroterapisi güvenilir bir yöntem olarak yerini almıştır (Resimde karaciğer kist hidatiğinin perkütan skleroterapi öncesi (1) , (2) ve sonrası (1) , (2) görünümleri izlenmektedir).

• Perkütan tümör ablasyonları: Örneğin küçük (<5cm) hepatosellüler karsinomların (karaciğer kanserlerinin) veya karaciğer metastazlarının (kanser yayılımları) perkütan alkol veya radyofrekans ile nekrozu yaygın kullanım alanı bulmuş etkili perkütan tümör tedavi yöntemleridir ( Resimde KC sağ lob yerleşimli hepatosellüler karsinomun RF ablasyon ile tedavi öncesi ve sonrasındaki total nekrotik görünümü izlenmektedir).

• Perkütan gastrostomi, jejunostomi, özofagus stent implantasyonu gibi gastrointestinal tübe yönelik girişimler
------------------------------------------------------------------------------------------
radyolog nedir
TANIM

Hekimlerin verdiği yönergeye göre, hastanın vücudunun belirli kısımlarının, filmini röntgen denen cihazla çeken kişidir.

GÖREVLER

- Film çekilecek hastayı hazırlayarak röntgen masasında uygun pozisyonda durmasını sağlar ve yapılacak işlemle ilgili bilgiler verir, - Hastayı ve röntgen tüpünü film çekilecek bölgenin hizasına getirip kumanda düğmelerine basarak röntgen filmi çeker, - Çekilen filmin banyosunu yapar, dosyalara yerleştirir ve üzerine hastanın künyesini yazar. Filmin ilgili servis veya polikliniklere teslim edilmesini sağlar. - Röntgen arşivinin düzenli olarak çalışmasını sağlar, laboratuar istatistikleri hazırlar.

KULLANILAN ALET VE MALZEMELER

- Röntgen cihazları, filmler, film kasetleri, enjektör ve çeşitli ilaçlar, - Kurşun gözlük, kurşun paravana, - Banyo tankları, kurutma dolapları, - Çeşitli kırtasiye malzemeleri ve röntgen havale kartları vb.

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

Radyoloji (röntgen) teknisyeni olmak isteyenlerin; - Göz-el koordinasyonu gelişmiş, - Fen alanına özellikle fizik ve biyoloji konularına ilgili, - İnsanlarla işbirliği içinde çalışmayı seven, - Söylenen veya yazılan talimatları anlayan ve bunları uygulayabilen, - Bedence güçlü ve dayanıklı, - Gözleri sağlam, dikkatli, sorumlu ve tedbirli, - Güler yüzlü ve sabırlı kimseler olmaları gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI

Röntgen teknisyenleri, hastane ve dispanserlerde, karanlık odalarda görev yaparlar. Görevleri sırasında cihaz kullandıkları için birinci derecede makinelerle ilgili görünürler, ancak insan ilişkileri bu meslekte çok önemlidir. Sürekli X ışınları altında çalışmak bazı hastalıklara yol açabileceği için röntgen teknisyenleri ya ek tazminat alırlar ya da erken emekli olabilirler

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI

Ülkemizde yatılı olarak eğitim veren sağlık meslek liseleri kademeli olarak üniversitelere bağlandığından gündüzlü olarak eğitim yapan sağlık meslek liselerinden mezun olan öğrenciler Sağlık Bakanlığı’nın yatılı ve yatısız tedavi kurumları ile koruyucu sağlık hizmetleri veren kuruluşlarında kadro imkanlarına göre atama sonucu görev almaktadırlar. Ayrıca SSK, üniversite ve çeşitli kuruluşlara bağlı hastanelerde, klinik ve polikliniklerde ve özel sektörde görev alabilmektedirler.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER

Radyoloji teknisyenliği mesleğinin eğitimi Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık meslek liseleri “Radyoloji Teknisyenliği” bölümünde verilmektedir.

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI

Sağlık Bakanlığına bağlı Sağlık meslek liselerine girebilmek için, ilköğretim okulu mezunu olmak gerekmektedir. Eğitim kurumuna kayıt için diploma notu başarısı dikkate alınarak yapılmaktadır.

EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ

Öğrenciler eğitimleri süresince; Diğer liselerde uygulanan genel kültür dersleri; Eğitimin 1. yılında pratik eğitim ile teorik eğitim bir arada okullarda verilmektedir. 2, 3 ve 4. yıllarda pratik eğitim sağlık kuruluşlarında ağırlıklı olarak, teorik eğitim ise yine okulda verilmektedir.

MESLEKTE İLERLEME

Sağlık meslek liselerinin Radyoloji Teknisyenliği bölümünden mezun olanlar istedikleri takdirde Radyoloji, Radyoterapi, Sağlık kurumları işletmeciliği Elektronörofizyoloji, Fizik Tedavi ön lisans programlarına sınavsız geçiş için başvurabilirler. Gereken koşullara sahip oldukları takdirde yerleştirilebilirler.

Ayrıca, sağlık meslek liselerinin “radyoloji teknisyenliği” bölümünden mezun olanlar üniversitelerin Fizik tedavi ve rehabilitasyon Sağlık Yüksekokuluna başvurduklarında ek puan almaları nedeniyle diğer bölümlerden mezun olanlara göre öncelikle yerleştirilmektedir.

Meslek mensupları hizmet verdikleri kurumların bünyesinde yapılan hizmet-içi eğitim programıyla mesleki bilgilerini geliştirebilirler.

BENZER MESLEKLER: Radyoloji Teknikeri, Radyolog (Tıp doktorluğu uzmanlık alanı).

BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU

Sağlık meslek liselerinde okuyan öğrenciler için herhangi bir maddi kazanç söz konusu değildir. Radyoloji teknisyenleri Ücretleri asgari ücret baz alındığında bunun 2-3 katı civarındadır. Özel klinik veya polikliniklerde ise ücret işteki pozisyonlarına göre değişmektedir.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER

- İlgili Eğitim Kurumları, - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İl ve Şube Müdürlükleri
--------------------------------------------------------------------------------