Kontrast Maddeler 1

Temel Radyoloji Tekniği

Bir organın veya bir yapının radyografik olarak görülebilmesi için farklı yoğunluktaki bir madde ile çevrelenmiş olması gerekir. 

Normalde kontrast madde ile çevrelenmiş ve dolayısıyla görülemeyen organ ve dokular, içine veya çevresine kontrast madde verilerek görülür hale getirilebilir.
Kontrast maddeler yoğunluklarına göre radyolusent (negatif) veya radyoopak olmak üzere iki ana grubu ayrılır.
Radyolusent kontrast maddeler hava, oksijen, karbondioksit ve nitröz oksit gibi gazlardır. 
Röntgenogramlar üzerinde siyah renkli görüntü verirler. 
Bugün kullanım alanları çok daralmıştır. Genellikle artrografilerde ve sindirim yolu incelemelerinde çift kontrast tetkik için kullanılmaktadır. 
Karbondioksit kanda, havadan 20 kat daha hızlı çözünür ve 1-3 dakikada abzorbe olur. Tek enjeksiyonda 100 ml’ye kadar, özellikle kontrast madde kullanılamayanlarda kullanılabilir. Şiddetli respiratuar yetmezliği olanlarda ve baş bölgesi anjiografisinde kullanılmamalıdır. 
Radyoopak kontrast maddeler, ağır metal tuzu ve organik iyot bileşikleri olmak üzere ikiye ayrılır. 
Ağır metal tuzu baryum sülfattır. 
Başlıca sindirim yollarının incelenmesinde kullanılır. İnerttir. 
Sindirim sistemi mukozasından emilmez. 
Steril baryum sülfat süspansiyonları sistografi ve post-operatif kolanjiografide de kullanılabilir. 
Genel amaçlı hazırlanmış bir baryum sülfat, tüm tetkikler için uygun olmaz. 
Tek kontrastlı tetkikler için genellikle orta ve düşük yoğunlukta baryum, çift kontrastlı tetkikler için yüksek yoğunlukta baryum kullanılır. 
Baryum sülfatın performansını etkileyen partiküllerin boyutu, baryum süspansiyonunda kullanılan su (distile su tercih edilir), katkı maddelerinin yapısı ve kalitesi, baryumun saf olması, flokülasyon özellikleri, vizkozitesi, pH’ı, damak lezzeti, üretim tarihi ve depolama şartalır, tetkikten hemen önce baryumun hazırlanması gibi bir çok faktör vardır. 
Baryum sülfat, mediastinum ve periton gibi vücudun seröz boşluklarına geçerse inflamasyona ve fibrozise yol açar. 
Seröz boşluklara kontrast madde geçme olasığı olan durumlarda (perforasyon gibi) baryum sülfat kullanılmamalıdır. 
Az miktarda aspire edilen baryum sülfat genellikle problem yaratmaz. 
Ancak aspirasyonun fazla miktarda olmasının solunum bozukluklarına, hatta ölüme yol açtığı bildirilmektedir.
Organik iyot bileşikleri benzoik asid tuzlarıdır. İntravasküler, intratekal (myelografi), oral (kolesistografi), intravenöz (biliyer sistem) yolla kullanılabilir. 
Ayrıca ilgilenilen bölgeye direkt olarak verilebilir (retrograd pyelografi). 
Sudaki emülsiyonları ve yağda eritilmiş şekilleri ise histerosalpingografi ve bronkografi gibi incelemelerde kullanılır. 
Organik iyot bileşiklerinin vizkozitesi, ısı ile yakından ilişkilidir. 
200 C’daki vizkozite, 370 C’daki  vizkozitenin yaklaşık iki katı kadardır. 
Bu nedenle kontrast maddenin ısısı vücut sıcaklığına yükseltilerek kullanılmalıdır. Normal bir kişide intravenöz kullanılan iyotlu kontrast maddelerin %98’i böbrekler, % 1-2’si gastrointestinal sistem mukozası ve safra ile atılır.
A. YÜKSEK OSMOLARİTELİ KONTRAST MADDELER 
İyonik monomerik kontrast maddeler

B. DÜŞÜK OSMOLARİTELİ KONTRAST MADDELER 
1. İyonik olmayan monomerik kontrast maddeler
2. İyonik dimerik kontrast maddeler
3. İyonik olmayan dimerik kontrast maddeler
Benzoik asit türevlerinin monoasidk tuzlarıdır. 
Bunlara daha sonra geliştirilen düşük osmolariteli kontrast maddeler nedeniyle “konvansiyonel kontrast maddeler” adı da verilir. 
Değişik firmalar tarafından piyasada satılan benzoik asit tuzları arasındaki fark, benzoik asit halkasının 3. ve 5. yan zincirindeki değişikliklerden kaynaklanır. 
Ülkemizde diatrizoate (Urografin) ve ioksitalamat (Telebrix) olarak iki ayrı konvansiyonel kontrast madde piyasada bulunmaktadır. 
Benzoik asit molekülleri katyon (+yüklü) ve anyonlardan (-yüklü) oluşur. 
Anyon tarafına 3 iyot bağlıdır. 
Katyon tarafında ise sodyum ve/veya meglumin tuzları yer alır. 
Piyasada Urografin %76 olarak satılan diatrizoate’ın 1 ml’si, 0.1 g sodyum ve 0.66 g meglumin tuzu ve 370 mg/ml iyot konsantrasyonundayken, yine bir diatrizoat olan Urovison’da 0.4 gr sodyum ve 0.18 gr meglumin tuzu ve 325 mg/ml iyot konsantrasyomu bulunmaktadır. 
Diğer bir diatrizoat olan Urovist’te ise sodyum bulunmamakta, yalnız 0.65 g meglumin tuzu ve 306 mg/ml iyot konsantrasyonu bulunmaktadır. 
Formüldeki iyot kontrastyonunun, sodyum ve/veya meglumin miktarının bilinmesi önemlidir. 
Böylece hangi kontrast maddenin hangi durumda kullanılması gerektiği anlaşılır. 
Sodyum tuzları vasküler endotele, kanmeyin bariyerine ve nöral dokulara daha fazla toksiktir. 
Bu nedenle venografi ve serebral anjiogrifede kullanmaktan kaçınmak gerekir.
Oral kolesistografi için kullanılan kontrast maddeler de iyonik monomerlerdir. 
Benzen halkasına asit grubu direkt olarak değil, bir zincir aracılığı ile bağlanır. 
Bu nedenle intravenöz kullanılan kontrast maddelere göre çok daha zayıf asitlerdir. 
Suda eriyebilirlikleri oldukça düşüktür. 
Ülkemizde sodyum iopodate (Biloptin) adı ile satılmaktadır. 
Konvansiyonel kontrast maddeler genellikle 300-400 mg/ml iyot konrastyonundadır. 
Bu nedenle seruma göre yüksek osmolariteye sahiptirler yüksek osmolariteli kontrast maddelerin düz kaslardaki etkileri nedeniyle periferal vazodilatasyona bağlı olarak arteriyografi sırasında hasta belirgin ağrı duyar. 
Mikroskopik düzeyde endotelial hücrelerde hasarlanmaya yol açarlar. 
Damar endoteli pıhtılaşmayı önleyen düz bir yapıya sahiptir. 
Hasarlı bir damar yüzeyi trombositlerin agregasyonunu arttırır. 
Venöz enjeksiyonda tromboflebite veya venöz tromboza neden olabilir. 
Stenozlarda arteriyal enjeksiyon sonrasında post-anjiografik oklüzyonların ortaya çıktığı veya anjioplastiden sonra erken takınıklıklara sebep olabildiği düşünülmektedir.
Kontrast maddenin, kan beyin bariyerine etkileyerek, beyin parankimine geçtiği ve nöronal irritasyon sonucunda idiyosenkratik anaflaktoid yan etkilerin ortaya çıktığı ileri sürülmektedir.
Endotelial hücreler dışında, eritrositler, bazofiller ve mast hücreleri de etkilenir. 
Eritrosit morfolojisindeki dişlenme, rijidite gibi değişiklikler, pulmoner anjiografi yapılan olgularda genellikle geçici pulmoner hipertansiyona, selektif renal anjiografide nefrotoksisiteye neden olurlar. 
Bazofil ve mast hücrelerin uyarısı ile damar  endotelinden salgılanan histamin gibi vazoaktif maddelerin, yan etkilerin bir kısmından sorumlu olduğu belirtilmektedir. 
Yüksek osmalariteli kontrast maddelerin zayıf yapıda Ca++ bağlayıcısı oldukları bilinmektedir. 
Bu etkiden solüsyonun stabilizasyonu amacıyla kontrast madde ile karıştırılan Na sitrat gibi Ca++ ile şelasyon yapıcı ajanlar sorumludur. 
İyonik olmayan monomerler ve iyonik dimerler şelasyon yapıcı madde içermedikleri için özellikle Ca++ kanal blokerleri tedavisi gören hastalarda ve kardivasküler sistem hastalığı olan olgularda tercih edilmelidir.
1. İyonik olmayan monomerik kontrast maddeler
2. İyonik dimerik kontrast maddeler
3. İyonik olmayan dimerik kontrast maddeler
Osmolarite suyun litresinde çözünmüş bulunan partiküllerin sayısını gösterir. 
Katyon ve anyon gibi partiküllerin herbiri  osmoratiye eşit oranda katkıda bulunurlar. 
Konvansiyonel kontrast maddelerin % 60-70’lik konsantrasyonlarında, osmolaritesi 1400-2100 mOsm/kg’dır. 
Bu nedenle osmolaritesi 290-300 mOsm/kg olan seruma göre daha fazla osmolariteye sahiptir. 
İyonik olmayan kontrast maddelerin osmolaritesi ise yaklaşık 600 mOsm/kg’dır.
Konvansiyonel kontrast maddelerde hem anyon, hem de katyonların katkılarıyla solüsyonun osmolaritesi iki katına çıkmaktadır. 
Daha öncede belirtildiği gibi katyonları sodyum ve meglumin tuzları oluşturmakta, anyonları iyot oluşturmaktadır. 
Katyonların osmolaritenin yarısından sorumlu olmasına rağmen, iyot içermemeleri nedeniyle tanıya hiçbir katkıları yoktur. 
Osmolariteyi azaltmak için moleküldeki iyonize olan karboksil grubu yerine disosiye olmayan amid bağlayarak osmolarite yarı yarıya azaltılabilir. 
Bu moleküllerin eriyebilirliği konvansiyonel tuzlardaki gibi disosiyasyon ile değil, yan zincilere bağlanan çok sayıda hidroksil grupları ile sağlanmıştır. 
İyonik olmayan kontrast madde olarak, ilk Metrizamid geliştirilmiştir. 
Metrizamid, ambalajlama ve kullanım zorlukları nedeniyle yaygın kullanılmamıştır. 
Ancak nörotoksitesinin düşük olması nedeniyle miyelografide yağda eriyen kontrast maddelerin yerini almıştır. 
Daha sonra kullanım kolaylığı olan ikinci jenerasyon iyonik olmayan kontrast maddeler geliştirilmiştir.
Ülkemizde iopamidol (Iopamiro), iopromid (Ultravist), ioheksol (Omnipaque), iobitridol (Xenetix), ioksilan (Oxilan) adları altında satılmaktadır. 
Radyoopasite, solüsyondaki iyot konsantrosyonu ile ilgilidir ve kontrast madde molekülündeki iyot atomlarının sayısına bağlıdır. 
Kontrast maddelerin etkinliğinin bir göstergesi olan “iyot atom sayısı/partikül sayısı” oranı konvansiyonel kontrast maddelerde 3/2 iken, iyonik olmayan düşük osmolaritedeki kontrast maddelerde 3/1’dir.
Bir kontrast maddenin iyot / partikül oranını artırmanın diğer yolu ise moleküldeki iyot miktarını artırmaktır. 
İki 3 iyotlu benzen halkası, ortak amid yan zinciri ile birbirine bağlanarak bu sağlanabilmektedir.
Piyasada bu tip kontrast maddeye tek örnek olarak ioksaglat (Hexabrix) bulunmaktadır. 
İyot/partikül oranı 6/2’dir. 
Bu kontrast maddelerin osmolariteleri iyonik olmalarına rağmen, iyonik olmayan kontrast maddelere göre daha azdır. 
İoksaglat, arteriyografik incelemelerde kullanılması uygun bir kontrast maddedir. 
İntravenöz kullanılması durumunda toksisitesi, iyonik olmayan kontrast maddelere göre fazladır. 
Vizkozitesinin fazla oluşu da intravenöz injeksiyonunu zorlaştırmaktadır. 
Bu nedenlerle intravenöz kullanılmamaları uygun olur.
İntravenöz kolesistografide kullanılan iodipamide (Biligrafin) iyonik dimerik kontrast maddedir. 
Moleküllerinin büyük bölümü herhangi bir kimyasal değişikliğe uğramadan safra ile atılır. 
Kontrast madde gelişiminde son aşama,ioxaglat’taki dimerik yaklaşımla, iyonik olmayan kontrast maddelerdeki konsepti birleştirmektir. 
Bu amaçla dimerik bileşiğin her iki karboksil grupları iyonize olmayan gruplarla yer değiştirmiştir.
Osmolaritesi serumdan daha düşüktür.
Tuzlu su eklenerek izoosmolar düzeye getirilir. 
Yüksek moleküler ağırlıkları nedeniyle diğer kontrast maddelere göre daha vizközdür. 
Ancak sıcaklığı vücut sıcaklığına getirildiğinde klinik kullanım için uygun vizkoziteye gelirler. 
Myelografide başarılı sonuçlar alınmıştır. Piyasada iotrolan (İsovist) adı ile satılmaktadır.