Saçılan Radyasyon Kontrolü 1

Temel Radyoloji Tekniği


Saçılan radyasyon, sapma nedeniyle hasta hakkında yararlı bilgi taşıyamayan, filmde bulanıklığa yolaçarak film kontrastını azaltan olumsuz radyasyondur. 

Saçılan radyasyonu  azaltmak için  ışın sınırlayıcılar ve gridler kullanılır.
Bunlar x-ışını tüpünün penceresinin önüne yerleştirilerek x-ışını demetinin genişlik ve şeklini kontrol eden cihazlardır. 
Bu yolla ışın demeti istenilen alana istenilen büyüklükte yöneltilebilir. 
Belli başlı 3 tipi mevcuttur.
   1. Apertura (Açıklık) diaframı
   2. Kon ve silindirler 
   3. Kollimatörler 

APERTURA DİAFRAMI 


En basit sınırlayıcı düzenektir. 
Ortasında delik olan kurşun levhadır. 
Deliğin boyutları ve şekli x-ışını demetini belirler. 
En önemli dezavantajı x-ışını demetinin çevresinde penumbranın geniş oluşudur. 
X-ışını alanının merkezi fokal spotun tamamını gördüğü halde periferi fokal spotu kısmen görür, buna penumbra adı verilir. 

KON VE SİLİNDİRLER 

Koni veya silindir şeklindedirler. 
Işın alanını halka şeklinde sınırlarlar. 
Sella spot ve dental radyolojide kullanırlar. 
Çıkarılıp takılmaları pratik değildir.
Baryumlu sindirim sistemi incelemelerinde konlar kullanılmaktadır.

KOLLİMATÖRLER

En gelişmiş sınırlayıcılardar. 
Belli başlı 2 avantajları bulunur: 
a) Sonsuz sayıda kare ve dikdörtgen ışın alanı sağlarlar 
b) Bir ışık kaynağı ışın merkezini ve alanın büyüklüğünü göstermede kullanılabilir.
İki sıra kurşun yaprak karşılıklı yerleştirilmiştir ve karşılıklı çift olarak hareket ederler. 
İkinci sıra ile ilk sıranın oluşturduğu penumbrayı yok eder. 
X-ışını alanı kollimatör içine yerleştirilmiş ampul ve yansıtıcı ayna ile belirlenir.
Işık ve ışın alanları tam olarak üstüste süperpoze edilir. 
Kollimatör önüne konulmuş pleksiglas üzerine çapraz çizilerek ışın merkezi belirlenir.
Otomatik kollimatörlerde kurşun yapraklar motorlu olup, seçilen filmin boyutuna uygun şekilde otomatik olarak ışın alanını sınırlarlar. 
Kasetin boyutları kaset yuvasındaki  elektronik algılayıcılarla saptanır ve elektrik sinyali kurşun yaprakları hareket ettiren senkranöz motora iletilir.
Işın sınırlayıcılar saçılan radyasyonu azaltırken hastayı da korurlar. 
X-ışını alanı ne kadar küçülürse hastanın ışınlanan hacmi o kadar azalır. 
Alanın küçültülmesi yüzeyi karesi oranında küçültür ve dolayısıyla hacmi küçültür. 
20x20 cm’lik alanın yarıya yani 10x10 cm küçültmek  yüzeyin 400’den 100 cm2’ye küçülmesini sağlar.
 Küçük alanlar saçılan radyasyonu azaltır ancak bunun oluşturtuğu film dansitesini de azaltırlar. 
Aynı dansitenin elde edilmesi için ışın alanı küçültüldüğünde eksposur faktörlerini arttırmak gerekir.
Saçılan radyasyon hastanın değişik yerlerinden ve her yöne doğru oluşur. 
Bunların filme ulaşmalarının engellenmesi için en etkin yöntem grid kullanımıdır. 
Gridler 1913 yılında Dr. Gustave Bucky tarafından geliştirilmiştir.
Grid kullanımı, saçılan radyasyonu azaltırken hastanın aldığı dozun artmasına neden olur.
Gridler ince kurşun şeritler arasına yerleştirilmiş x-ışını geçirgen maddeden oluşur. 
Grid, kaynak ve hasta arasında aynı doğrultuda ışınların geçişine izin verirken oblik ve açılı x-ışınları kurşun şeritler tarafından absorbe edilir.
Yüksek kaliteli gridler saçılan radyasyonu %80-90 oranında azaltırlar. 
Esas grid maddesi yaklaşık 50-80 μ kalınlıkta kurşun şeritlerdir. 
Yüksek absorpsiyon özelliği ve kolay şekil verilebilmesi nedeniyle kurşun seçilmiştir. 
Kurşun şeritleri birarada tutmak ve x-ışınını geçirmek için seçilen ara madde aluminyum ve plastik fiberdir. 
Aluminyum saçılan radyasyona ilave filtrasyon sağladığı gibi primer fotonları da bir miktar absorbe eder. 
100 kVp’de absorpsiyon önemli değildir ancak düşük dozlarda primer radyasyondaki azalma %20’e varan ölçüde olabilir. 
Gridin çevresi kutu şeklinde koruyucu aluminyum muhafaza ile kaplanır. 
Gridlerde belli başlı 3 ölçüm bulunur: 
Grid maddesinin kalınlığı (T)
Ara maddenin kalınlığı (D)
Grid şeritlerinin yüksekliği (h)
Grid oranı, grid şeritlerinin yüksekliğinin aralarındaki mesafeye oranıdır (h/D). 
Yüksek oranlı gridler düşük oranlara göre saçılan radyasyonu daha fazla azaltırlar çünkü x-ışınlarının geçebilmesi için açılarının dik açıya yakın olması gerekir. 
Grid oranı iki sayı ile verilir ve ikinci sayı daima birdir. 
Genelde grid oranları 4:1-16:1 arasında değişir. 
Grid oranını yükseltmek için ara maddeyi inceltmek, kurşun şerit yüksekliğini arttırmak veya ikisini birden yapmak gerekir. 
Grid oranları aluminyum kutu üzerinde üretici firma tarafından belirtilir.
5:1 grid saçılan radyasyonu %85, 16:1 grid ise  %97 oranında azaltır. 
Yüksek oranlı gridlerin üretimi zordur ve bu gridler yüksek doz gerektirdiklerinden hasta dozunun artmasına neden olurlar.
Ancak grid oranının arttırılması belli değerlerden sonra saçılan radyasyonu istenilen ölçüde azaltmaması buna karşılık hastanın aldığı ışını arttırması nedeniyle  90 kVp altında 8:1, 90 kVp üzerinde ise 12:1 grid oranları tercih edilir. 
Santimetredeki grid şeritlerinin sayısına grid frekansı denilir. 
Gridlerin büyük kısmının frekansı cm’de 24-43 şerittir. 
Yüksek frekanslı gridlerde şeritler ince olduğundan grid çizgileri dah az belirgindir. 
Genel olarak frekans arttıkça grid maddesi artar.
--------------------------------------------------------------------------
IŞININ SINIRLANDIRILMASI  (KOLLİMASYON)   Birçok faktör, hasta dozunu etkiler. En önemli faktör, radyasyonun verileceği alanın ebatlarıdır. Alanın daraltılması radyografik imajın da kalitesini artırır. İmajın kalitesi radyografik sisin azaltılması ile olur. Radyografik sis radyogramlarda istenmeyen dansite demektir. Bir filmde, sisin oluşmasında çeşitli nedenler vardır. Skater (saçılan) radyasyon bunlardan biridir.
Saçılan (skater) radyasyon bir şekilde kontrol edilebilir. Grid kullanılarak azaltılabilir. Grid hasta-film arasındadır ve hastadan kaynaklanan saçılan (skater) radyasyonu, absorbe eder. Işın sınırlaması ise, tüple-hasta arasındadır. Radyasyon alanını daraltarak, skater radyasyonu ve aynı şekilde radyografik sisi de azaltabiliriz. Alanı daraltmak yani x ışınını sınırlamak, radyografik kontrastı artırır, hastanın alacağı radyasyon dozunu azaltır. Bu etki, özellikle küçük ebatlarda (15 cm), büyük ebatlara göre daha çok gözlenir. Geniş alanlarda üretilen (özellikle geniş vücutlu hastalarda) saçılan radyasyon, gridle azaltılır.
KOLLİMATÖRLER:
En çok kullanılan ve etkili ışın sınırlama yöntemi, kollimatör kullanmaktır. Kollimatör x ışın tüpüne eklenmiş bir kutudur. Çeşitli parçaları olmasına rağmen ana parçaları, giriş, kurşun yapraklar, ışık kaynağı ve aynadır.
Giriş, kollimatörün üstünde olup off-fokus radyasyonu azaltır. Hemen altında iki set halinde kurşun yapraklar vardır. Bu setler farklı seviyelerdedir. Kurşun yaprakların her bir parçasının görevi ışını sınırlamaktır. Parçalardan biri, x ışın masasının transverinde hareket ederken, diğer parça longititunel yönde hareket eder.
Işık kaynağı ve ayna radyasyon sahasını ayarlar.Kollimatör ışığının, çekim alanını tam gösterdiğinden emin olmak gerekir. Işık, radyasyonun giriş ebadını gösterir. Radyasyonun çıkış alanı, girişinkinden daha geniştir. Hastanın gereksiz radyasyon almasını önlemek için tekniker, çekim alanını gerektiği gibi ayarlamalıdır.Bazı cihazlarda kollimatör yapraklarını, kullanılan kaset ebadına göre otomatik olarak ayarlayan parçalar konulmuştur. Bu parçaya,  PBL (Pozitive Beam Limiting) adı verilir. Konulan kaset ebadı kadar kollimatör yapraklarını açar (veya kapatır.). 

OFF- FOKUS RADYASYON:
Radyasyonun oluştuğu yer, anottaki target (veya foküs) dir.. Elektronlar, katotdan anoda giderken, anottaki foküs dışındaki alanlara çarparak da, radyasyon oluşturur. Bu tür radyasyon off-fokus radyasyon olarak adlandırılır. %8 - %25 arasındaki radyasyon, off-fokus radyasyondur. Bu, hasta radyasyonunu, %10 - %20 arasında artırır. Off-fokus radyasyonun düşürülmesi, hasta radyasyonunun düşürülmesi demektir. Off-fokus radyasyonu en aza indirmenin en etkili metodu PBL (pozitive Beam Limiting) kullanmak ve bunu foküsün mümkün olduğu kadar yakınına monte etmektir. 

KALİTE KONTROL TESTİ:
Kollimatörden çıkan ışığın, doğru radyasyon alanını ve uygunluğunu gösterdiğini bilmek çok önemlidir. Eğer ışık alanı, radyasyon alanından genişse, objede ilgilenilen alan kesilmiş olabilir. Buda grafinin tekrarını gerektirir. Uygunsuzluk, aynanın açısının uygunsuzluğundan, lambanın flamanının dönük olmasından yada yaprakları hareket ettiren sistemden kaynaklanmış olabilir. Bu problemler, tüp bir yerlere çarpar yada çarptırılırsa veya tüpün, tamir ve bakım sırasındaki hatalara bağlı olabilir.
Test radyasyon alanı ile ışık alanı arasındaki uygunluğun testidir. Işığın uygunluğunun yanında, önemli bir faktörde, merkez ışının filme 90° doğru açılı gelmesidir. Düzgün olmayan, merkez ışın -film uygunsuzluğu, ışın-grid uygunsuzluğunun nedeni olabilir. Bu durumda primer radyasyon, grid tarafından absorbe edilir. Bunu kompanse etmek için teknik faktörler artırılır. Bu da, hasta dozunun arttırılması demektir. 
IŞIK-IŞIN UYGUNLUK TESTİ:
Bunun için, düz bir radyolüsent madde üzerine (karton gibi), birbirine dik iki radyoopak cetvel konulmuş bir alet kullanılır. Cetvellerin sıfırları, aletin merkezinde olacak şekilde yerleştirilir. FFM 100 cm.dir. Işık, test aletinin dış kenarlarından geçecek şekilde ayarlanır. (Bu film ebadından daha küçüktür.) Anot tarafının hangi taraf olduğunu belirtmek için, kurşun harf, test yapılan odanın belirlenmesi için kurşun numara konulabilir. Film eksposed edilir. Radyografik görüntüde, radyasyon alanı cetvel üzerinde belirlenir. 100 cm. FFM için müsaade edilen uygunsuzluk,  % 2 lik bir farklılıktır. Buda 2 cm.dir.